Browsed by
Category: Cosmoturk’ten

Berlin Duvarı

Berlin Duvarı

Yaz gerçekten bitmiş, kış ise tam manasıyla gelmemişken, Kasım ayını ufak bir kaçamakla kapama fikri hepimizin aklını çeldi. Yıl sonu yaklaştığı için projelerimizin arttığı, mesailerin uzadığı bir dönemdeydik; ama promosyon uçak biletlerinin de verdiği gazla rotayı bu kez de Berlin’e yönelttik. Ufacık bir bavul ve Internet’ten ya da eş dosttan bulunan üç beş adres ile kısacık bir hafta sonu gezmesi hepsi hepsi. Ama önemli olan gitmek… Gitmek, kalınan süreden daha uzun, daha güçlü izler bırakıyor insanda. Yağmurlu bir Cuma akşamüstü…

Read More Read More

Share
10 Kasım 2012

10 Kasım 2012

Bu Cumartesi diğer Cumartesilerden farklıydı; günlerden 10 Kasım’dı. Bir ömür kadar uzun olmuş bu dünyaya veda edeli. Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 74. yıl dönümüydü. Sabah erkenden uyanıp annemleri aldım. O’nu anmak için kilometrelerce yolu gitmeye hazırlardı. Beşiktaş’a gelince sağanak yağmur haberlerine kulak asmadan Dolmabahçe’ye yürüyen kalabalığı gördüm önce. Vapurla karşıya geçmiş kimisi, ellerinde şemsiyeleri, eşleriyle kol kola, kimisi çocuğunu da almış, yürümekte… Annemleri Akaretler’in başında bırakırken ne yalan söyleyeyim bir yanım onlarla kaldı. Annem, arabadan inerken “teşekkür ederim kızım,…

Read More Read More

Share
Yağmur Durduğunda

Yağmur Durduğunda

Bir tablo asmış adam duvarına, kocaaaman bir tablo. Mutluluğun resmi koymuş ismini: “Happy…” Sımsıkı sarıldığı bir varlıkmış mutluluk; nehir kıyısında, bir gemi yolculuğunda. Bu resmi salondaki uzun duvarın tam ortasına asmış; evinin çatısına, uzaktan bile görünebilmesi için dünyanın en yüksek noktasına… Bu resim henüz yazmadığı kitabının kapağı olmuş, resmi evdeki bütün çerçevelere yerleştirmiş, o da yetmezmiş gibi duvar kâğıdı yapmış. Son gördüğüme göre epey yaşlanmış adam, saçları uzamış ve ağarmış, yüzü çökmüş. Yüzünde geçmişi hiç mi hiç anımsatmayan yıllanmış bir…

Read More Read More

Share
Balkonda yaza veda ederken

Balkonda yaza veda ederken

Bu balkonda baharı karşılayalı en fazla ne kadar olmuştur ki… Ama yaz bitiyor. Aylar önce battığı yerde bile değil güneş; gökdelenin ve bulutların arkasından batıyor. Hava yine de nefis. Esinti tam kararında. Kâh trafiğe kâh komşu balkonlara ve teraslara bakıyorum. Benim gibi tek başına oturanlar da var, terasta barbekü keyfi yapanlar da. Gördüğüm kadarıyla, benim dışımda hemen herkes sigara içiyor. İstanbul, bulutlu bir Pazar akşamında; ben de saatler kalan hafta içinin depresyonundayım. Artık rengi bordonun en koyu tonlarına dönmüş, yıllanmış…

Read More Read More

Share
Dobra dobra dostun olsun

Dobra dobra dostun olsun

Hatalarımı yüzüme vurabilecek bir dost isterdim. Yanlış olduğunu düşündüğü her şey için benimle sonuna kadar savaşacak biri olsun; yeter ki dürüstçe inatlaşsın benimle. Kendimden şüphelenmemi sağlayacak kadar ısrarcı olsun. Yanlışsın dostum, böyle olmaz, diyebilecek biri. Kendi kendime ters düştüğüm, çeliştiğim her noktayı suratıma çarpıp beni afallatabilecek biri. Varoluşumu sorgulatabilecek kadar güçlü, beni iyi tanıdığını ve beni anlamak için çaba sarf ettiğini her an gösterebilen bir özgür ruh. Can dostum diyebileceğim biri olsun, şefkatiyle ısınabileceğim bir yürek açsın bana. Böyle bir…

Read More Read More

Share
Cevapsız Sorulara İnkârsız Yanıtlar

Cevapsız Sorulara İnkârsız Yanıtlar

İç temizliği ve tadilat sebebiyle geçici bir süreliğine hizmet dışıyız. Soran olursa, alt sokakta bakkalın yanındaki binanın üçüncü katındaki kardeş şirketimizden bize ulaşabilirsiniz. Fatura ödemeleri için beşe, müşteri temsilcisi için 99’a basın ve bir yarım saat bekledikten sonra lütfen telefonu usulca kapatın. Operatörümüz öğle arasından dönünce size ulaşacaktır. Eğer dönüş yapmazsa lütfen tekrar aramayın; sizinle konuşmak isteseydik şimdiye kadar çoktan arardık. Bu arada merak etmeyin, istediğiniz kadar küfür edebilirsiniz: Telesekretere bıraktığınız mesajlar on beş gün içinde silinecektir. Bu ses bandı…

Read More Read More

Share
Moda’dan Beşiktaş’a Doping Zamanı

Moda’dan Beşiktaş’a Doping Zamanı

Moda’da bir Cumartesi sabahı. Cibalikapı Balıkçısı’na inen yokuşta arabalar düğüm oluyor. Yirmi dakika önceki sessizliği kovalarcasına sevkiyata gelen şeker ve içecek kamyonetleri dükkânların önüne yanaşıyor. Duvarın kenarında kendine park yeri bulan beyaz Golf dörtlüleri açık unutuyor. Önünde kırmızı gülden çelenkle, kapı kollarında renkli konfetiler ışıltılar saçarak bir gelin arabası gidiyor. (Düğünler gelinler için diye mi adı da gelin arabası?) Trafik Vakfı durmadan araba çekiyor. Kadıköy tabelasının ordan köşeyi dönüp kayıplara karışıyor onlarca araç. Güneş amansız sıcağını asfalta indirirken yandaki dükkânın…

Read More Read More

Share
Zaman Bu Kadar Hızlı Geçmese

Zaman Bu Kadar Hızlı Geçmese

Güneşle birlikte uyanılan sabahlar oldu ve havalar güzelleşince başlayan balkon sefaları. Begonyalar, lavantalar, sardunyalar ve ortancalar. Pembeler, beyazlar, turuncu ve sarılar, bir de eflatunlar… Zaman bu kadar hızlı geçmeseydi akşamsefaları da olurdu da gün batınca çiçekler bile yok oldu. Düşe gelen söze de gelebilse, ne kitaplar yazar ne sevdalar yaşardık biz. İmza günlerimizde hayranlarımız kuyruk olurdu. E-posta icat olmayaydı mektup da yazarlardı da biz mavi mürekkepli kalemle cevap verirdik her birine. Çeşit çeşit pullar alır, renkli zarflar seçerdik kartpostallarımıza. Bulutlar…

Read More Read More

Share
Seyir Halindeyim, Işıklarda Haber Veririm

Seyir Halindeyim, Işıklarda Haber Veririm

İstanbul’da ikamet edip buradaki müşterilere danışmanlık hizmeti vermek mi, yoksa şehir dışı ya da uluslararası müşteriler mi deseniz… Kesinlikle şehir içini tercih etmem. İstanbul demek nerden baksan tek yön iki hatta üç saati bulabilen sürelerde araba kullanmak demek. Herkes buna o kadar alışmış ki, sadece satış temsilcileri değil müşteri peşinde koşturan ve şirketi araba tahsis etmiş herkes otoyollarda deli gibi hız yapmakta. İlaç şirketlerinin araba kazaları sebebiyle devam eden davalarını düşünüyorum da, akşam saat dörde doğru Gebze’de toplantısı biten çalışanının…

Read More Read More

Share
Bir İlişki Kaç Parçadan Oluşur?

Bir İlişki Kaç Parçadan Oluşur?

Baharın gelişini kutlarcasına dışarı çıkmış tüm şehir. Ben ağır adımlarla, elimde kahvem, etrafı seyrederek yürürken, diğerleri ya koşuyor ya bisiklete biniyor ya da bebek arabasını iterek sohbet ediyor yanındakiyle. Sahil boyunca yürürken rüzgâr saçlarımı dağıtıyor, uğultusu kulaklarımda dalga dalga büyüyor ve beynimde dolanan soruları bana tekrarlıyor. Verilen bir söz gibi tutmak gerekmez mi duyguları? Tutabilmek mümkünse tabii… Ya da gerçekten varsa o güçlü duygular. Cevabını veremiyorum; çünkü söz konusu duygular olunca kendim dışında kimseninkine laf edemiyorum. Var mı yok mu…

Read More Read More

Share
error: Content is protected !!