• Cosmoturk'ten,  Hayata Dair,  Yeni Yayınlananlar

    Aykırı Çiçek

    Sezen’in şarkısı gibiyim bu sabah. Kaldırımlarda açan aykırı bir çiçek. Bir yanım buruk, bir yandan da umutlu. Kalabalıklar içinde yalnız kalabilen bir çocuk. Bir tarafım uzunsa bir yanım kısa kalmış. Yanımda duranlarsa sürekli değişmiş. Romanlarda okuduğum, filmlerde izlediğim gibi arasından su sızmayan arkadaşlıklarım olmadı benim. Çoğu zaman böyle olması yetti; ama bazen de yabancı buldum kendimi. Su sızmaz arkadaşlıklar da istemedim belki, o kadar mıç mıç olamadım kimseyle. Benim özelimdi, benim alanımdı, bazı şeyler anlatılmazdı. Küçükken de böyleydi yetişkinliğimde de. Sonradan mesafe koymadım ki ben aslında, hep farklıydı. Sırdaşım olmadı benim. Olması gerektiğini de düşünmedim. Birinden hoşlansa hemen arkadaşlarına koşan, senaryolar ve hikâyeler arasında dedikodu kazanları kaynatan, ilk gençlik hayalleriyle…

  • Cosmoturk'ten,  Hayata Dair,  Seyahat

    Berlin Duvarı

    Yaz gerçekten bitmiş, kış ise tam manasıyla gelmemişken, Kasım ayını ufak bir kaçamakla kapama fikri hepimizin aklını çeldi. Yıl sonu yaklaştığı için projelerimizin arttığı, mesailerin uzadığı bir dönemdeydik; ama promosyon uçak biletlerinin de verdiği gazla rotayı bu kez de Berlin’e yönelttik. Ufacık bir bavul ve Internet’ten ya da eş dosttan bulunan üç beş adres ile kısacık bir hafta sonu gezmesi hepsi hepsi. Ama önemli olan gitmek… Gitmek, kalınan süreden daha uzun, daha güçlü izler bırakıyor insanda. Yağmurlu bir Cuma akşamüstü İstanbul’dan yola çıkıp akşam saatlerinde kendimizi Tegel havaalanında bulduk. Tek sıra, sadece bir görevlinin kontrol ettiği pasaportlarımıza Almanya’ya giriş yaptığımız damgalandıktan sonra yarım saatlik bir otobüs yolculuğuyla şehir merkezine ulaştık.…

  • Cosmoturk'ten,  Hayata Dair

    10 Kasım 2012

    Bu Cumartesi diğer Cumartesilerden farklıydı; günlerden 10 Kasım’dı. Bir ömür kadar uzun olmuş bu dünyaya veda edeli. Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 74. yıl dönümüydü. Sabah erkenden uyanıp annemleri aldım. O’nu anmak için kilometrelerce yolu gitmeye hazırlardı. Beşiktaş’a gelince sağanak yağmur haberlerine kulak asmadan Dolmabahçe’ye yürüyen kalabalığı gördüm önce. Vapurla karşıya geçmiş kimisi, ellerinde şemsiyeleri, eşleriyle kol kola, kimisi çocuğunu da almış, yürümekte… Annemleri Akaretler’in başında bırakırken ne yalan söyleyeyim bir yanım onlarla kaldı. Annem, arabadan inerken “teşekkür ederim kızım, sizin için de gidiyoruz bak” dedi – yine başka yerlere yetişmekte olan kardeşim ve beni anarak. Onlar benim gururla andığım şekilde Ata’yı son ikamet yerinde anmaya giderken ben de düşüncelere…

  • Cosmoturk'ten,  Hayata Dair

    Yağmur Durduğunda

    Bir tablo asmış adam duvarına, kocaaaman bir tablo. Mutluluğun resmi koymuş ismini: “Happy…” Sımsıkı sarıldığı bir varlıkmış mutluluk; nehir kıyısında, bir gemi yolculuğunda. Bu resmi salondaki uzun duvarın tam ortasına asmış; evinin çatısına, uzaktan bile görünebilmesi için dünyanın en yüksek noktasına… Bu resim henüz yazmadığı kitabının kapağı olmuş, resmi evdeki bütün çerçevelere yerleştirmiş, o da yetmezmiş gibi duvar kâğıdı yapmış. Son gördüğüme göre epey yaşlanmış adam, saçları uzamış ve ağarmış, yüzü çökmüş. Yüzünde geçmişi hiç mi hiç anımsatmayan yıllanmış bir gülümseme. Hayatı devirmiş de artık tüm hıncı kahrı sıkıntısı geçmiş gibi bakmış. Bir film çekmiş, tüm televizyon kanallarına göndermiş adam. Reklamsız non-stop izlettirsinler diye paralar yağdırmış. Geçmişte yaralayıp uzaklaştığı herkes,…

  • Cosmoturk'ten,  Hayata Dair,  Şehr-i İstanbul

    Balkonda yaza veda ederken

    Bu balkonda baharı karşılayalı en fazla ne kadar olmuştur ki… Ama yaz bitiyor. Aylar önce battığı yerde bile değil güneş; gökdelenin ve bulutların arkasından batıyor. Hava yine de nefis. Esinti tam kararında. Kâh trafiğe kâh komşu balkonlara ve teraslara bakıyorum. Benim gibi tek başına oturanlar da var, terasta barbekü keyfi yapanlar da. Gördüğüm kadarıyla, benim dışımda hemen herkes sigara içiyor. İstanbul, bulutlu bir Pazar akşamında; ben de saatler kalan hafta içinin depresyonundayım. Artık rengi bordonun en koyu tonlarına dönmüş, yıllanmış Porto şarabımın son kadehi bu akşam devrilecekmiş demek. Sandeman’le birazdan vedalaşacağım. Kendisini seneler önce doğum günü hediyesi olarak benimle tanıştıran Portekizli arkadaşıma da selam edeceğim. Bir uçak, belki de Lizbon’a…

error: Content is protected !!