Browsed by
Tag: isyan

İnce çizgi

İnce çizgi

Hey hayt. Asırlar, insanlar, zaman…   Zaman, insanları da değiştiriyor kesinlikle. Saflığı alıyor, içini çürütüyor. Herşey ve herkes benim olsun, herşeye ben hükmediyim, diyor zaman. İnsan da onu taklit ediyor.   Paylaşmak gibi güzel bir sözcük bile; bu değişimle bambaşka bir hal alıyor.   Paylaşmak nedir deseniz bana; Hayatı paylaşmak derim. Derdi kederi ve sevinci paylaşmak. El ele tutmak. İşin ucundan birlikte tutmak. Sofrayı birlikte kurmak derim. İçinden geldiği için bir demet papatya ile sevdiğini şaşırtmak. Mektup yazmak derim ya…

Read More Read More

Share
Yazmak İstemiyorum

Yazmak İstemiyorum

Yazmak istemiyorum. Beni anlatan tek bir kelime çıkmasın bugün. Güncemin sayfaları dışında ve en yakınlarım… Kimse bilmesin aklımdan geçenleri. Uçarı kalbimin sesini duyurmasın hiç bir kanat sesi. Gülücüklerimi yakalayan ipeksi tek bir dokunuş kalsın bana Ve benim dışımda kimse görmesin kaçamak öpüşleri. Bulutlar olsun, yağmur, hatta kar yağsın, yollar kapansın. Sözcükler yarıda kalsın, gölgeler uzaklaşsın. Kendimle ilgili tek bir kelime etmeyeyim bugün. Uzaklar, yakınlar, varlar ve yoklar ya da gerçekle yalanın savaşı… Rüyalarımı delik deşik eden korku tünelleri, Başetmekten usanmadığım…

Read More Read More

Share
Baş Dönmesi

Baş Dönmesi

Bu yazıyı baş dönmesine adıyorum. Kırmızı üstüne beyaz harflerle yazılı, gazoz görünümlü, limon aromalı içkim bu yaz akşamüstüne damgasını vurdu. Kusura bakma sevgili okur, bu yazıda ne en çok sevdiğim adamlardan, ne en çok üzen adamlardan, ne en çok kızdığım adamlardan ne de yüzeysellikte sınır tanımayan hemcinslerimden bahsetmeyeceğim. Bu yazıda gittiğim yerleri, gördüğüm şehirleri, kaleleri, köprüleri, yüzdüğüm denizleri, savrulduğum dalgaları, topladığım çakıl taşlarını, kaldığım adaları, oturduğum meydanları, çektiğim fotoğrafları, unuttuğum yalanları, affetmediğim hataları bulamayacaksın. Bu yazıya mahsus, kapattım tüm kapıları….

Read More Read More

Share
Emek harcamadan olmuyor

Emek harcamadan olmuyor

Emek harcamadan olmuyor. İnsanoğlu bunu unuttu galiba. Haksız da değil; emek harcamadan da kazanabildiğini gördü hayatta. Peki, kazandığı neydi? Yalan dolan birliktelikler, çıkar ilişkileri, bolca para, hatta belki itibar… Bunlar yeter de artmaz mıydı? Çoğuna arttı. Didinmeden elde ettiler onlar. Varla uyandılar, yokluk nedir bilmediler. Bir asır önce hayal edilmeyene ulaşmak o kadar kolaydı ki bu yeni çağda. Ekonomi ve teknoloji herşeyini aldı insanoğlunun, tüm duyarlılıkları, naif duyguları, safça sözleri ve iyiniyetliliği aldı elinden. Umut, bekleyiş, sevgi, saygı, yardımlaşma ve…

Read More Read More

Share
Merhaba Malta

Merhaba Malta

Malta’ya bu ilk gelişim ve bir daha zorunlu bir sebep olmadıkça gelir miyim emin değilim. Oysa ben yıllardır görmek isterdim; farklı kültürlerle haşır neşir olmuş, Arap, Osmanlı, Avrupa etkilerini yaşatan Akdeniz’in ortasındaki şövalye ruhlu bu adayı. Burayı görmeyi bu kadar isterken, son dakika çıkan bir eğitim için isteksiz, içimde kötü bir his, apar topar geldim. Gelirken uykusuz, yorgun, hastaydım biraz. Pazar sabahın köründe yola çıkacak, Roma aktarmasıyla öğleden sonra inecektim Malta’ya. Pilot, Malta dilinde “Merhba” dediğinde bunun hoşgeldiniz anlamına geldiğini…

Read More Read More

Share
Herkes Kendine

Herkes Kendine

En çok neyi özlüyorum biliyor musun… Uzun uzun soluksuz sohbetleri. Hani hatırlar mısın bütün gün bir arada olsak da okuldan eve dönünce yine telefona koşar saatlerce konuşurduk. Konuşacak ne çok şeyimiz varmış yaşadığımız sınırlı zamanlarda. Evden okula okuldan eveydi çoğu zaman; yine de anlatacak hikâyelerimiz boldu. Bir yan bakışın, bir laf atışın, hayallerin, mutsuzlukların anlamı vardı. Birden çoklar yaratırdık biz o zaman. Hisseder, dinler, paylaşır, anlardık. Şimdi evden işe, işten eve çoğu zaman. Arada farklı ülkelere de çevirsek dümeni kelimeler…

Read More Read More

Share
Dokunulmaz

Dokunulmaz

Bazen diyorum ki artık bunun sonu gelsin. Bir anda çıkagelmesin, orada burada bir iki detayda şeytan gizleniyor olmasın. Beni üzmek için fırsatını kovalamasın. Sinsi ve alaycı bakışlarıyla delip geçmesin, ezip gitmesin yüreğimi. Ne olur diyorum, ne olur sanki duymasam, görmesem, bilmesem artık… Sessiz sedasız ve hatta kör de olmak gerekse, ben yine de kurallara uysam, gözümü yumsam, vazifeme baksam. Bana değmese hiçbir acı söz ya da yüzüme söylenmeyen ama ardımdan yankılanan yalanlar. Güvenmekle güvensizlik arasında gidip gelinmese bir ömür. Ya…

Read More Read More

Share
Küfür Gibi

Küfür Gibi

Sinyal vermeden sola döndüğünde seni takip eden arabadan gelen korna sesi gibi. Sabah sessizliğini yıkan, öyle gergin ve rahatsız edici, sanki küfür gibi. Uykudan kendini tam olarak sıyıramamışken, hani öyle şaşkın bakışlarla çevreyi kol açan ederken birden önünü kesen bir adam sanki… Aklını karıştıran bir söz gibi, denilmemişken bile içini yakan bir azar. Sınıfın bir köşesinde, tek ayaküstünde durur gibi ya da terli terli su içip hasta olmak; yatak döşek yatarken sokakta oynayan mahalle arkadaşlarının bağırışlarına iç geçirmek. Sıra dayağına…

Read More Read More

Share
error: Content is protected !!