Browsed by
Category: Şehr-i İstanbul

Karavanadan Thai çıktı

Karavanadan Thai çıktı

Toplantıdan çıkınca Şişhane yönünde yürümeye başladım. Haftanın 5 günü günde 8-9-10 saat Maslak coğrafyasında kuruyan bir çiçek gibi, Beyoğlu’nun eski binaları, eski İstanbul’a göz kırpan deniz manzaraları, yeme içme ya da kültür sanat diyalogları kuran iş yerleri beni kendime getirdi.  Ellerim ceplerimde yürürken ne kadar şanslı olduğumu hissettim. İnşaat alanına döndürülen bu semt yine de güzeldi. Uzaktan tepesini gördüğüm Galata Kulesi vardı. Şimdi Vergi Dairesi olmuş eski bir bina, Karaköy’e inen merdivenler, Pera Palas, sokakların bir hatırası, zamanın yaşanmışlığı vardı…

Read More Read More

Share
Martılarla başlamalı sabahlar

Martılarla başlamalı sabahlar

Doğduğun şehir İstanbul’sa, martılarla başlamalı sabaha. Fırından yeni çıkmış bir simidin ucundan koparıp uzun uzun denize bakmalı. İnce belliye al rengi bir çay doldurup yeni bir kitaba başlamalı.   Bazı Cumartesiler güzel. Hiç beklemediğin bir anda, ayazın ortasında, baharın gelivermesi gibi. Gökyüzü martı çığlıklarıyla nefes nefese, ufuk çizgisi berrak, ışıl ışıl, parlak bir sabah güneşi. Böyle bir günde mutlaka vapura binmeli. (Bir kere de değil üstelik, yanlış vapura bile olsa defalarca vapura binmeli :)) Ada vapurunun peşine takılan martıları seyrederek, ayaklarının…

Read More Read More

Share
Haftasonu keşfi: Babil Mekan

Haftasonu keşfi: Babil Mekan

Her ne kadar düzenli ve planlı biri olsam da, her zaman aynı şeyi yapmayı seven biri de değilim. Hatta planların değişmesinden ve yerine yeni birşey gelmesinden de büyük keyif alıyorum. Sürprizleri ne kadar sevdiğimi zaten hiç söylemeyeceğim – ki kendime notlar yazarak çiçek göndermişliğim de vardır, uzakta bir tarihe bir uçak bileti alıp tarih yaklaşınca şaşırmışlığım da. Cumartesi sabahı da en pratik planı yapmış, Caddebostan’a gidip biraz yürümeye, sonra Cafe Nero’da birşeyler içip kitap okumaya, eve dönerken kendime çiçek ve…

Read More Read More

Share
Büyükada’dan sevgilerle

Büyükada’dan sevgilerle

Hava bulutlu bu gün. Dünkü gibi güneşli, ışıl ışıl olmasını bekliyordum; ama olsun. Çok soğuk değil. Ada‘ya gidiyorum. Yandan çarklı ada vapuruyla değil ama motora atladığım gibi Bostancı’dan hareketle ver elini Heybeli ver elini Büyükada. Çay – sahlep ve şimdi sıktım taze taze portakal suyu, diye seslenen amca geliyor. Elindeki tepside canlı kırmızı çay bardakları… Sohbet seslerine şıngır şıngır şeker karıştıran kaşıklar ve ortalarda koşuşturan küçük erkek çocukları karışıyor. Bozuk para sesleri, ceplerden çıkarırken ve sayarken çıkan şıkırtılar…Birbirini görünce selamlaşan…

Read More Read More

Share
Bayram gezmeleri

Bayram gezmeleri

Bayram gezmeleri İlk gençlikte ve iş hayatının da herhalde ilk 10 senesinde böyle değildi. Yakaladığım her fırsatı değerlendirme hevesiyle, tüm resmi tatillere şehir dışı geziler, yurtdışı seyahatleri planlar; “maksimum”u yaşamak için de en erken uçakla gidip resmi tatilin bittiği son saatlerde anca dönüşe geçerdim. Geceyarıları çoğu zaman rötar da yapıp geç inen, pasaport kontrollerinde sözlü kavgalarla itiş kakışlarla boğuşulan, uzun süre bavul beklenilen , can pazarına dönmüş havaalanı çıkışında taksici kalabalığının içinden zar zor kurtulan bir bayram tatilcisi. İşte o…

Read More Read More

Share
Bu akşam, sahilde günbatımı

Bu akşam, sahilde günbatımı

Bugün, biri beni hayal kırıklığına uğrattı. Herhangi bir sebepten, herhangi biri; ama verdiği tepki hem haksız hem gereksiz. Öyle bir gündü. Bu akşam, sahilde yürümek terapi gibi geldi. Önce sarıydı gök. Kuşlar havadaydı, etraf aydınlıktı, Adalar daha mavi, deniz koyu laci, çimler yemyeşildi. Bisiklete binenler vardı ve paten kayanlar. Güneş hepten inerken sarılar turuncuya döndü ve pembeler ortaya çıktı. Denizde hafif bir kıpırdanma oldu, sonra dalgalar çoğaldı. Sanki güneş giderken son ışınlarıyla birlikte denizden de bir parçayı kendine alır gibi,…

Read More Read More

Share
Çimlerde

Çimlerde

Kadın, günbatımını izlemeyi seviyordu en çok. Bebeğini kucağına alıp tam güneşin karşısında bir bank kaptı; bir yandan bebeğini pışpışlarken, dingin bir gülümsemeyle ufka daldı. Ufukta bir balıkçı teknesi, belli ki epey yüklü, etrafını saran kuşlarla karaya geliyordu. Çimlerde kaç saattir oturuyorum, bilmiyorum. Bir büyük kupayla filtre kahve, bir de kitap bitirecek kadar. Bisikletlileri, patenli gençleri, koşusuna helal olsun dedirten tombik teyzeyi, rejisör koltuklarına gömülen ablaları, çimlere yatıp kıkırdayarak her şeye gülen çiftleri görecek kadar uzun zamandır buradayım. Şarjım zaten azken…

Read More Read More

Share
Burgazada

Burgazada

Bayram haftasının, iş günü olsa bile, akıcı trafiği ve boş sokaklarına bayılıyorum. Bugün, böyle bir sabahta, hem de iş saatinde kalkıp mesaiye yetişir gibi Adalar iskelesine gittim. Sadece vapura binmek bile durmak, durulmak, sakinleyip düşüncelerini netleştirmek için ne kadar etkiliymiş. İskeleden ayrılınca, uzaklaşmak gerçek anlamını buluyor ve şehir dışına çıkıyor olmanın mutluluğu sarıyor içimi. Önce vapurun üst katında arka tarafta oturuyoruz; Büyükada’yı geçtikten sonra da alt kata inip vapurun yan tarafında, püfür püfür rüzgâr ama biraz da güneş alan bir…

Read More Read More

Share
Balkonda Pazar Keyfi

Balkonda Pazar Keyfi

Bütün haftanın yorgunluğu Cumartesi gecesi üzerime çullanınca, Pazar günü saatlerce uyuyacağım demiştim. Bir Pazar günü için çok da geç olmayan bir saatte, sekiz buçuk sularında uyandım. Hemen giyinip market alışverişi yaptım; domatesleri, köy biberlerini ve salatalıkları yıkadım. Lavaş ekmeğinin arasına peynir koyarak tost makinesinde çıtır çıtır ısıttım. Söğüş salataya zeytinyağı gezdirip tuz, kekik ve pul biber ektim. Peyniri dilimledim, zeytin çıkardım. Cam fincanımda sevdiğim meyve çayından demledim. Hepsini tepsiye dizerek balkona çıktım. Yazın ilk balkonda kahvaltı keyfi beni benden aldı….

Read More Read More

Share
Bedenim Prag’da aklım Gezi’de

Bedenim Prag’da aklım Gezi’de

Bugün, 17 Haziran 2013. Avrupa’nın göbeğinde bir şirket eğitimindeyim. Başka zaman olsa içim kıpır kıpır, yeni insanlarla tanışmaktan mutlu, keyifle gelirdim. Hatta yabancı bir şehirde gezmeyi, yeni yerler keşfetmeyi zevkle anlatırdım şimdi size. Ama mümkün değil. Cumartesi Prag’a gelmiş ve iki günü sırf gezerek geçirmiş olmama rağmen bu sabah öyle bir ağırlık vardı ki omuzlarımda, kalkıp giyinmem, bavulu toplamam ve otelden çıkmam için kendimi epey zorlamam gerekti. Bu iki günde neler mi oldu? Zaten deli saçması bir ortamda bıraktığım ülkemde…

Read More Read More

Share
error: Content is protected !!