Browsed by
Tag: İstanbul

Martılarla başlamalı sabahlar

Martılarla başlamalı sabahlar

Doğduğun şehir İstanbul’sa, martılarla başlamalı sabaha. Fırından yeni çıkmış bir simidin ucundan koparıp uzun uzun denize bakmalı. İnce belliye al rengi bir çay doldurup yeni bir kitaba başlamalı.   Bazı Cumartesiler güzel. Hiç beklemediğin bir anda, ayazın ortasında, baharın gelivermesi gibi. Gökyüzü martı çığlıklarıyla nefes nefese, ufuk çizgisi berrak, ışıl ışıl, parlak bir sabah güneşi. Böyle bir günde mutlaka vapura binmeli. (Bir kere de değil üstelik, yanlış vapura bile olsa defalarca vapura binmeli :)) Ada vapurunun peşine takılan martıları seyrederek, ayaklarının…

Read More Read More

Share
Haftasonu keşfi: Babil Mekan

Haftasonu keşfi: Babil Mekan

Her ne kadar düzenli ve planlı biri olsam da, her zaman aynı şeyi yapmayı seven biri de değilim. Hatta planların değişmesinden ve yerine yeni birşey gelmesinden de büyük keyif alıyorum. Sürprizleri ne kadar sevdiğimi zaten hiç söylemeyeceğim – ki kendime notlar yazarak çiçek göndermişliğim de vardır, uzakta bir tarihe bir uçak bileti alıp tarih yaklaşınca şaşırmışlığım da. Cumartesi sabahı da en pratik planı yapmış, Caddebostan’a gidip biraz yürümeye, sonra Cafe Nero’da birşeyler içip kitap okumaya, eve dönerken kendime çiçek ve…

Read More Read More

Share
Bu akşam, sahilde günbatımı

Bu akşam, sahilde günbatımı

Bugün, biri beni hayal kırıklığına uğrattı. Herhangi bir sebepten, herhangi biri; ama verdiği tepki hem haksız hem gereksiz. Öyle bir gündü. Bu akşam, sahilde yürümek terapi gibi geldi. Önce sarıydı gök. Kuşlar havadaydı, etraf aydınlıktı, Adalar daha mavi, deniz koyu laci, çimler yemyeşildi. Bisiklete binenler vardı ve paten kayanlar. Güneş hepten inerken sarılar turuncuya döndü ve pembeler ortaya çıktı. Denizde hafif bir kıpırdanma oldu, sonra dalgalar çoğaldı. Sanki güneş giderken son ışınlarıyla birlikte denizden de bir parçayı kendine alır gibi,…

Read More Read More

Share
Burgazada

Burgazada

Bayram haftasının, iş günü olsa bile, akıcı trafiği ve boş sokaklarına bayılıyorum. Bugün, böyle bir sabahta, hem de iş saatinde kalkıp mesaiye yetişir gibi Adalar iskelesine gittim. Sadece vapura binmek bile durmak, durulmak, sakinleyip düşüncelerini netleştirmek için ne kadar etkiliymiş. İskeleden ayrılınca, uzaklaşmak gerçek anlamını buluyor ve şehir dışına çıkıyor olmanın mutluluğu sarıyor içimi. Önce vapurun üst katında arka tarafta oturuyoruz; Büyükada’yı geçtikten sonra da alt kata inip vapurun yan tarafında, püfür püfür rüzgâr ama biraz da güneş alan bir…

Read More Read More

Share
Moda’dan Beşiktaş’a Doping Zamanı

Moda’dan Beşiktaş’a Doping Zamanı

Moda’da bir Cumartesi sabahı. Cibalikapı Balıkçısı’na inen yokuşta arabalar düğüm oluyor. Yirmi dakika önceki sessizliği kovalarcasına sevkiyata gelen şeker ve içecek kamyonetleri dükkânların önüne yanaşıyor. Duvarın kenarında kendine park yeri bulan beyaz Golf dörtlüleri açık unutuyor. Önünde kırmızı gülden çelenkle, kapı kollarında renkli konfetiler ışıltılar saçarak bir gelin arabası gidiyor. (Düğünler gelinler için diye mi adı da gelin arabası?) Trafik Vakfı durmadan araba çekiyor. Kadıköy tabelasının ordan köşeyi dönüp kayıplara karışıyor onlarca araç. Güneş amansız sıcağını asfalta indirirken yandaki dükkânın…

Read More Read More

Share
Seyir Halindeyim, Işıklarda Haber Veririm

Seyir Halindeyim, Işıklarda Haber Veririm

İstanbul’da ikamet edip buradaki müşterilere danışmanlık hizmeti vermek mi, yoksa şehir dışı ya da uluslararası müşteriler mi deseniz… Kesinlikle şehir içini tercih etmem. İstanbul demek nerden baksan tek yön iki hatta üç saati bulabilen sürelerde araba kullanmak demek. Herkes buna o kadar alışmış ki, sadece satış temsilcileri değil müşteri peşinde koşturan ve şirketi araba tahsis etmiş herkes otoyollarda deli gibi hız yapmakta. İlaç şirketlerinin araba kazaları sebebiyle devam eden davalarını düşünüyorum da, akşam saat dörde doğru Gebze’de toplantısı biten çalışanının…

Read More Read More

Share
Asabi İstanbul Kedisi Tatile Çıkamayınca

Asabi İstanbul Kedisi Tatile Çıkamayınca

Yaya geçidinden geçeceklere yol verdim diye arkamdan korna çalacak biri dünyada kaç ülkeden çıkar? Peki, o ülkelerden biri benim güzel ülkem midir? Tabii, o da haklı. Belki birkaç yüz metre önce sola sinyal vererek yol bekleyen iki arabaya da yol verdiğimden iyice gıcık olmuştur bana. Mesleği gereği hep yollardadır, siniri burnundadır falan. Bunlar bahane mi… Ben mesleğim bu değilken günde en az 4 saatimi yine aynı yollarda harcamıyor muyum? Ben sabah sabah sakin bir yolculuk olsun diye erkenden kalkıp yola…

Read More Read More

Share
Pera’da Doğa, İnsan ve Aşk Manzaraları

Pera’da Doğa, İnsan ve Aşk Manzaraları

Şubat’ın sonu geldi miydi beni bir panik aldı. Bir iki aydır ha bu hafta sonu ha öbür hafta sonu giderim dediğim iki önemli sergi var Pera Müzesi’nde. Üstelik anneme de gideriz diye söz vermişim, kaçırırsak çok üzülür. Tamam, dedim, bu hafta sonu iş güç de olsa, sözüm de olsa, soğukmuş, rüzgârmış, kulağım ağrıdı, yok üşüdüm demeyeceğim, Cumartesi Beyoğlu’na gidiyoruz. İki hafta kadar önce annemle Beyoğlu’nun yolunu tuttuk. Annem öncelikle Frida’nın sergisini merak ediyordu, biz de bu sebeple müzede ilk önce…

Read More Read More

Share
Pazar Keyfi

Pazar Keyfi

  Haftanın en sevdiğim günleri Cuma ve Cumartesi. Hafta sonu kapsamında değerlendirilse de Pazar günü ise özellikle öğleden sonra akşama doğru başlayan Pazartesi sendromu sancılarıyla çok sevdiğim bir gün sayılmaz. Yine de kahvaltı keyfi diyince benim aklıma Pazar günü gelir. Pazar keyfi kahvaltı keyfi biraz da. Ne kadar geceden kalma da olsan mümkün olduğunca erken bir saatte sürüne sürüne de olsa yataktan kalkıp kendini dışarı atman gerek. Üç beş dost zaten hafta içinden sayıklamaya başlamış, kahvaltıda yiyeceklerinizi anar olmuşsunuzdur. Uyanamayanlar aranır,…

Read More Read More

Share
İstanbul’da Gece

İstanbul’da Gece

İstanbul’da gece. Trafik nasıl olduysa dağılmış. Karanlığı seviyorum ve bu esintiyi. Gaza bastıkça kulaklarımda uğuldayan rüzgârın nefesini. Tuhaf ama hala senin parfümünü duyuyorum. Neyim var diye soruyor birileri. Belli bir sebebi mi var? Var; ama olmamalı, o yüzden konuşmayalım, diyorum. Gülüyorum çokça, olur olmaz şeylere gülüyorum bu aralar. İstanbul’da gece. Radyonun sesini açmışım. Adını bilmediğim bir şarkıya mest oluyorum. Melodisi mi… kadının sesi mi… yoksa sözleri mi derken bitiyor şarkı. Ardından çalanı ise defalarca dinlediğimizi hatırlayıp gülüyorum. Nasılım diye soruyor…

Read More Read More

Share
error: Content is protected !!