Browsed by
Tag: gönül

Sahnelenmemiş arya kalmasın

Sahnelenmemiş arya kalmasın

Dağılan parçalarını toplamaya kalksan, kaç asır sürer hepsini bir araya getirmek? Kaç menzilde görev aldın, kaç top mermisi attın, kaç can aldın ki bunca yaralanıp hor görülüyorsun? Artık tak etti diye mi bu eziyete tamam demen, yoksa iyice unuttun diye mi asil ruhunu? Sorularım pek çok; ama cevap vermeye hazır değilsin. Pişman olmadan özür diliyor, gerçekten var etmeden hiçliğe karışıyorsun. Zaman zaman bir hayalle uyanan tatlı düşler, sonra sonra hiçliğin mahzeninde yitip gidiyor. Anca bir kadeh şarap bir tabak tapas…

Read More Read More

Share
Gökkuşağım

Gökkuşağım

Kırmızı oldum, tutkuyla adaş, aşık oldum dopdolu. Yerini dolduramayacağım boşluk oldu, adı kara delik. Acıtan sevdalarla yaşadım, bu da kara sevda. Turuncuydu gelecek, capcanlı, enerjik, umut dolu. Bir şarkı mırıldanırken ve arabada dans ederken buluyordum kendimi. Öyle delidoluyduk ki papatyalar toplar gibiydim sabahları. Sarıydım. Lüle lüle saçlarıyla ilkokul öncesi örnek kız çocuğu. Bir sarı gömleğe bitebilen deli liseli. Güneş’in kızı ve ayçiçeği tarlalarında koşmak isteyen biri. Yeşildim. Huzurlu, dingin bir gün oldum, ormanda yürüyüş ve yapraklarda çiğ taneleri. Nilüferler vardı…

Read More Read More

Share
Aylardan Kasım

Aylardan Kasım

Sesini ancak senin duyabileceğin sağanak yağmurlarla sarsılan bir gece olsa çığlık atar gibi yutkunup kabullenir gibi ağlasa gök sen de onla beraber… anımsamaksa adı, zaman olsa benimki de sebepsiz cümleler kursam o ise sıkılmadan dinlese beni bir oyun gibi başlasa da (amiral battı ya da adam asmaca) ortasında kalkıp gitmek istemese zamandan korkmadan birbirimizle sarhoş olsak gerçeklerden ürkmeden beraber olmak yetse işte bize anladım ki gerçekten çok özlediğim bir düş kurmuşum ben güz yapraklarının dökülmesini kaçırmışım bu sene yazın parlak…

Read More Read More

Share
Hüzzam Şarkı

Hüzzam Şarkı

Kırmızı tükenmez kalem ile siyah dolmakalem. İkisi de yan yana, çalışma masasının orta gözünde bekliyorlar. Ne zamandan haberleri var ne mevsimden. Tek istedikleri boş bir beyaz sayfada birkaç satır olabilmek. Kırmızı tükenmez kalem, biraz sabırsız, biraz tutkulu, alev alev yanmayı, kor bir ateş olup hiç sönmemeyi seviyor. Siyah dolmakalem gururlu, yumuşak bir el hareketiyle kayıp gidiyor, incelip kalınlaşan çizgisinde kendi yansımasından memnun, bıraktığı etkinin farkında, gülümsüyor. Birlikte de ayrı ayrı da çok yazılıp çizildiler, telefon defterinde bir isim oldular ya…

Read More Read More

Share
Gün, Güneş, Gerçek

Gün, Güneş, Gerçek

Güneş vişneçürüğü bir top gibi battı az önce. Önümüzde nazikçe eğilip, “iyi akşamlar bayanlar” diye selamladı bizi ve gitti. Onunla birlikte bugün de gitti. Sabahın yedisinde başlayan araba yolculuğumuz, Mecidiye’nin serin sularında yüzerken hissettiğim doludizgin özgürlük, pırıl pırıl berrak sularda turkuaz mavisinde yitme isteği, kumlarda yürürken aklımdan geçenler, Erikli sahili ve Orman Kampı’na giden patika yol, mangalda tavuk kanadı, bir çay olsa da içsek dedirten rüzgâr, yine çoğu insanı buz kesen oysa soğuğu algılamayan yangınımda bana çok iyi gelen deniz… …

Read More Read More

Share
Dere Boyunda

Dere Boyunda

En güzel günümüzü henüz yaşamadık. Bulutları ve yağmuru doya doya kucaklamadık daha. Yerçekimini yenmedik. En güzel güneş henüz doğmadı, en parlak yıldızları tutmadık. Yine de bir rüya gibi yaşadık, bir rüya gibi var ettik birbirimizi. En güzel anlar her andı. En güzel sözler gündelik sözler. Aradığımızı bulmak ve unuttuğumuzu hatırlamaktı.  Sadece elini tutarak ve sana sarılarak zaman durdu. Arabaya atladığımız gibi şehri terk ettik. Bilmediğimiz tepeler aştık, bildiğimiz sahiller aradık. Az kalsın çamura saplandık, bol bol da güldük. Bir dere…

Read More Read More

Share
Öpücük

Öpücük

Başını hafifçe eğip bana yaklaştığında kırlangıçlar kanatlanıyor şehrimden, gök alaca renklere bulanıyor gün doğumunda gibi. Öyle yumuşak öyle tatlı bir iç çekişle buluşuyoruz ki sesler ve gözler yitiyor, pencereler örtülüyor, görünmez duvarlar bizi gizliyor. Bitmesini istemez gibi baştan sararken en sevdiğimiz şarkıyı, içimizdeki gelgitlere kapılıyoruz – yükselen dalgalarda kaybolmaya hazır.  Benim başım dönüyor, sen elimden tutuyorsun. Bir an, durup aralıyoruz perdeleri. Rüyadan uyanmak istemez gibi isteksiz; ama bir yandan da gerçekliğini görmek ister gibi merakla bakıyoruz birbirimize. Ben ve sen,…

Read More Read More

Share
Oysa Biz…

Oysa Biz…

Yağmurla kar arasında yolları kapatan bir tek sendin. Rüzgârla martı arasında bulutlara takılan da ben. Yolumuz uzundu, erken çıkmıştık o yüzden. Ama gitmekle bitmiyor yol, bunu bilemedik. Aylardan Perşembe, günlerden Ağustos. Ben bir papatya kopardım. Sen bir vişne ağacı aradın. Sevmekti. Tatmaktı. Yaşamaktı dileğim. Ufka bakarak hayaller kurduğum bir gece seni rüyama aldım. Yanımdaydın, ellerin sıcacıktı, biraz eğilip ellerine baktım, gözlerimi kaldırıp seninkilere daldım. Yaklaşınca usulca, bir öpücük oldum yanağında. Yumuşacık. Güzeldi. Denize bakmak gibi, dalgalarla oynamak gibiydi. Dalgalarsa benden…

Read More Read More

Share
Kendi sağanağım

Kendi sağanağım

Araba kullanmanın en güzel yanı kafan attı mı basıp gidebilmek. Neresi fark etmeden, kimseye hesap vermeden, bazen sevdiğin yollarda bazen de bilmediğin sapaklara saparak gitmek güzel. O basıp gidişlerde de müziği sonuna kadar açıp avaz avaz şarkı söylemek. “Gücün var mı sevgilim, derin sularda inci tanesi aramaya… Cesaretin kaldıysa hâlâ benle aşktan konuşmaya…” Sağanak yağmur var; ama beni daha da keyiflendiriyor yağmur. Yağsın, daha çok yağsın istiyorum. Önümdeki arabanın farlarını zorlukla seçebileyim, rüzgârla gök gürültülerinin uğultusunu arabanın içinde bile duyabileyim….

Read More Read More

Share
İstanbul’da Gece

İstanbul’da Gece

İstanbul’da gece. Trafik nasıl olduysa dağılmış. Karanlığı seviyorum ve bu esintiyi. Gaza bastıkça kulaklarımda uğuldayan rüzgârın nefesini. Tuhaf ama hala senin parfümünü duyuyorum. Neyim var diye soruyor birileri. Belli bir sebebi mi var? Var; ama olmamalı, o yüzden konuşmayalım, diyorum. Gülüyorum çokça, olur olmaz şeylere gülüyorum bu aralar. İstanbul’da gece. Radyonun sesini açmışım. Adını bilmediğim bir şarkıya mest oluyorum. Melodisi mi… kadının sesi mi… yoksa sözleri mi derken bitiyor şarkı. Ardından çalanı ise defalarca dinlediğimizi hatırlayıp gülüyorum. Nasılım diye soruyor…

Read More Read More

Share
error: Content is protected !!