Browsed by
Category: Yeni Yayınlananlar

X kuşağının kahır mektubu

X kuşağının kahır mektubu

Sevgili Y kuşağı arkadaşım, Bak sen açık fikirlisin ya, ben de X kuşağı olarak açık fikirli olabileceğimi gösteriyim istedim. Biz de kazma değiliz sonuçta, bunca yıl iş hayatını tecrübe etmiş, ne kazıklar yemişiz… Halden anlarız, gençlerin yanındayız dedik. Aldım karşıma seni, dinledim. Ne istersin, nasıl bir ortamda çalışmak istersin, olmazsa olmazların var mıdır diye açık açık sordum. Sordum mu? Sordum. Önce seni dinledim, sonra kendimi anlattım. Görünüşte medeniyiz çok, anlaştık sandım ben de, ne bileyim. Güldük eğlendik, oryantasyon sonuçta. Kaynaşma…

Read More Read More

Share
Güya uzaklaştım

Güya uzaklaştım

Ne cep telefonuma bakmak istedim ne de birşey okumak. Yazmaya geldim ama çoğu zaman yazmadım da. Ağzımda aft gibi acılı bir batma hissi, Burnum hafif tıkanık, Boğazım kesik gibi acırken ince ince geniz akıntısı, Nemli havadan mıdır nedir acayip bir terleme hissi, Aldığım bir trafik kazası haberi, Aklımda hep geçmişi hatırlatan benzerlikler ve karşılaşmalar… Gelirken de biliyordum gerçi, nereye gitsen kafan da seninle kalbin de.   Kırıldıysan kırgınlık orda, öfkeliysen öfke. Korkuyorsan korkuların, yorgunsan bıkkınlığın.   Bazen işte bilsen de…

Read More Read More

Share
Kocaman kalpli minik kıza mektup

Kocaman kalpli minik kıza mektup

Bu satırları Bodrum’da ismini bile bilmediğim bir sokakta, bulutların ve zeytin ağaçlarının gölgesinde, klasik müzikle mest olmayı hatırlamış, su şırıltısının dinlendirici etkisine kapılmış, önümde dergi ve kitap, içimde huzur ve aşk, ardımda daha çok kitap, çokça şiir, karanlıktan aydınlığa çıkmış gibi gözlerim kocaman olmuş, hayallerim bu oyuncak atın terkisine atlayıp Binbir Gece Masalı anlatmış, çocuklar – o masum sessiz yürekler de – hep o masalları dinleyerek büyümüş gibi, öyle sade, öyle kendim, bir ben, çok ben, hep sevgiyle yazıyorum.  Yeri…

Read More Read More

Share
Aşk mısın sen?

Aşk mısın sen?

Aşk mısın sen? Ağaçlar altında, gizli bir bahçede Sessizce oturmuş, kitabının sayfalarını çevirirken Belli belirsiz bir gülümsemeyle okurken satırları Bülbülün sesi bu sefer çok yakından gelirken Ve sen belki de sadece senin anlayabileceği bir ruh dinginliğinde kaybolmuşken bu sabah Herşeyden öte, herkesten başka Her zamankinden farklı bir günse bugün… Aşk mısın sen?  

Share
türbülans

türbülans

İçinden çıkmak isteyeceğin kadar sarsıcı  Bitmesini beklemenin sonuç vermediği Kısacık da sürse çok uzun gelen  Bi nevi karasevda depresyonu gibi.

Share
Uçak

Uçak

Uçağa binerken kimi düşünürsün? En son sesini duymak ya da iyi dilekler yollamak istediğin birini mi? Her nerede ise… Senin gittiğini bile bilmiyor olabilir mi acaba? O zaman ne yaparsın? Hiç mi…   ***   How many flights you took – how many of them in despair – how many with enthusiasm? Who joined you in these travels? How many of them you still see? How many of them you don’t remember who?   ***

Share
Papaz eriği

Papaz eriği

Aşk… papaz eriği gibi olmalı Sulu sulu kütür kütür Yeşili patlayacak kadar canlı Buzdolabından çıkınca üstünde çiğ taneleri İlk ısırdığında çıt etmesi – o çıtırtı var ya – kalbinin çarptığı bir yıldızın çıkarabileceği en hafif fısıltı ya da en içten göz kırpışı olmalı İçine akan sulu serin lezzeti dişlerini kamaştırıp yüreğini ısıtmalı Aşk… can eriği gibi olmalı can Her nefeste daha çok içine çekmeli.

Share
Tesadüf

Tesadüf

İçimdeki evreni seviyorum. Durup dururken ayağa kaldıran bir sesi var onun. Alıp başını gitmiş bir sevdayı bile geri çağıran bir şarkı gibi.   İçime doğan şeyleri yaşadığım için şükrediyorum. Görmek istedim ve gördüm. O ufacık zaman diliminde saniyelerde kesiştik, bu kadar hissetmeme rağmen hazırlıksız, apansız karşılaştık. Gözlerin içine bakmayı seviyorum, mesafeyi de ilgi ve merakı da o gözlerde gördüm. Şimdi bu karşılaşmada da zamanında yolları buluşup ayrılmış iki yabancı.  

Share
Minik sincabın hikayesi

Minik sincabın hikayesi

Artık saklanma, çık dışarıya, dedi minik sincap. Kime ne faydası var ki bu ağaç kuytusunda gizlenmenin. Orman alabildiğine uzuyor bak, özgür bırak, sınırların kendine olmasın artık, yalvarırım. Hem o kaçtığın süvariler var ya, bana kalırsa çoktan unutmuşlardır seni. Bu gizemli ormanda oyuncak mı yok onlara… Uzun burunlu cüceler mi dersin, siyah şapkalı hokkabazlar mı… Sihirli periler mi afacan büyücüler mi minik mavi ejderhalar mı… Yerinde olsam dönüp bakmazdım arkama, bu ancak acıları hatırlatır yeniden. Hadi tut elimden, tekrar hayata dönme…

Read More Read More

Share
Öyle güzeldim ki ben

Öyle güzeldim ki ben

Öyle güzeldim ki ben Sevmiştim bir kere – ötesi var mı – İçimde nehirler aktı Öyle mavi hem de yeşil Ben o nehirdim Hem de o söğüt.   Öyle güzeldim ki ben gören olmadı. Bazı dünyalara gidemezsin ama bir başka boyutta vardır ya Ben de öyle var oldum farklı boyutlarda. Varlığım yokluktu başkasına Ben hep de başkalarının yokluklarına tutsak oldum. Geçip gitti zaman – uzaya fırlatılan bir füze gibi o füzedeki şempanze gibi geri dönmeyen bir uzay mekiği oldum.  …

Read More Read More

Share
error: Content is protected !!