• Hayata Dair

    uç uç Kelebek

      Rüyalarımı biriktirdim, her sabah bezden bir torbaya koyup torbayı da mutfak kapısına astım. Ben evden çıkınca her biri uyandı, şöyle bir gerindi, bir o yana bir bu yana bakıp hep bir ağızdan gülmeye başladılar. Güldüler, güldüler, sonra buna da alışıp bir anda sustular. Öyle komiklerdi ki, torbanın ağzını açıp ceeee! diye bağırmamak için kendimi zor tuttum. Ama yapmadım, zaten ben o sırada dışardaydım. Minik rüya küpleri bir süre sonra birbirlerine de, torbanın içindeki alacakaranlığa da alıştılar, kendileri uykuya dalıp kendi rüyaları olsun istediler; ama mümkün değilmiş. Şaşakaldılar… En sonunda en güzel eğlenceyi buldular ve beni çekiştirmeye başladıklar. Önce kısık sesle fısır fısır konuşurken yakaladım onları, sonra birer ikişer el tavla…

  • Hayata Dair

    Bugün ya da dün

    “Her şehrin karakteri var. Berlin’de soğuk, Londra’da yağmur, Sofya’da kar olmalı. O zaman güzel.” dedi. İskoçya’da olmak isterdim şimdi. Yeşil çayırlarda yuvarlanıp soğuğa çıkıp soğuktan donup üşüdükçe ayılıp ayıldıkça haykırıp bir bar taburesinde yaşlanmak isterdim. Bir çocuk gitti bugün. Aramızdan bir yıldız kaydı. Daha yaşanmamış aşkları, alın teri ve umuduyla gitti o. Belki baharın adı Nisan göbek adı Mayıs’tı. O belki aşık olacaktı bu bahar. Beyaz dalların altında ilk kez elini tutacaktı. Yaz ilk önce Akdeniz’de anılıp Hiç gidilmeyen bir ülkede, belki Portekiz’den okyanusa uzanacaktı. Kim bilir belki bugün ya da dün Belki yarın… Belki umut… Camdan başını çıkartmış, kollarını pervazdan sarkıtıyordu. “Ben de öyle düşündüm”, dedi, “ne fark eder,…

  • Cosmoturk'ten,  Hayata Dair

    Ölüm, Tüm Sıfatları Silmez Miydi?

    Her an dünyanın herhangi bir yerinde olduğu gibi bu şehirde bir kadın yaşamdan koptu; sonsuz bir yolculuğa çıktı bir süre önce. Kadının adı var mıydı bilinmez; ama sıfatı çoktu. Sunucu, oyuncu, dansçı… Enerjik, dinamik, başına buyruk, sempatik, itici, samimi… Ve tabii ki: Genç. Anne. Eş. Hangisinden ne anladıysa herkes kendince yorumladı kadını. Adının önüne ve arkasına eklemelerle sayısız tamlaması oldu kadının. Yaşarken olmadığı kadar arkasından konuşuldu. Yaşarken konuşulan sıfatlar ya pekiştirildi ya da baştan yazıldı. İnsanın ne çok sıfatı olurmuş ve her sıfatla birlikte ne çok sınıflandırma. Her birini arka arkaya yazdığında bile bir bütün olamayacak kadar çok sıfat. Birbiriyle hiç ilgisi olmayabilecek onca yorum. Ne kadar iyi tanısan, ne…

  • Cosmoturk'ten,  Hayata Dair

    Vedasız Gidişler

    Vedalaşmadan gidiyorlar. Haberimiz bile olmuyor bazen, bazen de geç kalıyoruz. Ellerini tutup gözlerinin içine bakamıyoruz. Biz geldiğimizde onlar ayrılmış oluyor evden. Nefesleri bitmiş oluyor. Bir ses, bir göz, bir burun bırakmıyor geriye ölüm. Bizi ayıran, bir nehir, bir köprü, bir şehir ya da kıtadan çok oluyor. Bir sohbet bir telefona, kısa bir ziyaret sadece birkaç saate baksa da, denizler ve kıtalar havadan karadan bir şekilde aşılsa da… İşte, bir tek ölüm aşılmıyor. Vakit ayıramadıklarımız bizi beklemiyor gitmek için. Evin eşiğinden girerken alıyoruz haberini, onlar eşikten çıkmış oluyor. Ölümü kabul edememek de ölümün vedasız oluşundan gibi geliyor bana. Haberini aldıktan sonra bile buna inanamayışımız, onu her yerde aramamız, ondan bir iz…

  • Cosmoturk'ten,  Hayata Dair

    Anneannem

    Anneannemi kaybettik. Öyle acı ki bu cümle, başka bir şey yazamıyorum. O kadar çok acı biriktirmişim ki içimde, artık dışa vuramıyorum. İçim sıkışıyor sadece, lambasını açık tuttuğumuz odasına girdikçe, televizyon sehpasında duran porselen tabaktaki resmine baktıkça, yemek masasında oturduğu köşeyi, o köşedeki sandalyesini, kırmızı mavi film kaplı haplarını, camdan dışarı baktığı tabureyi ve beyaz tülbendini gördükçe ağlamaya başlıyorum. Çocukluğumun geçtiği evi, asmalı, ortancalı, kiraz ağaçlı çok sevdiğim bahçesini, üst kattaki karyolayı, yaz tatillerinde onda kaldığım akşamları, sabahları onunla birlikte kahvaltı etmeyi, toz alıp bahçeyi süpürmeyi, bana ve kardeşime aldığı dondurmaları, karşıki fırından aldığımız dumanı tüten ekmekleri, turşularını, sarmalarını, patlıcanlı böreklerini, pikniğe gidişlerimizi, bizde duramayışlarını, hep evini aramasını düşünüyorum. Son beş…

error: Content is protected !!