laf salatası

laf salatası

– Bu yazı, aklına estiği zaman pat diye hayatınıza girebileceğini düşünen hıyarlara adanmıştır.   Bir Sen’e tutunmak var bazen. Hayat seni alıp götürse de dönüp dönüp o Sen’e sarılmak. Ne o Sen’in kalbini kırmanın önemi var o zaman, ne kendi kararlarının sonuçlarını yaşadığının. Sevdaya yaslanmak var bazen. Uzun zaman önce en taze günlerinde bile korumadığın bir sevdayı sanki o Sen istememiş gibi kendince sahiplenmeler… Ver elini, gidelim, yaşayalım, diyecek özgürlüğü yokken sanki engelleyen yine o Sen’miş gibi kırgınlıkla soru işaretleri ve üç nokta’larla…

Read More Read More

Share
As I lay me down to sleep

As I lay me down to sleep

It’s been an hour since we said goodbye but these two days feel like they’ll last forever. Longest days of my life. Sunlight all day long, brightening up everywhere in distance. Strange enough, it feels as if our roads will cross again in a second or two. We wouldn’t have to wait long till we meet again. You know, I already started talking to myself in English as if you could hear me somehow. I’m murmuring to myself about all…

Read More Read More

Share
X kuşağının kahır mektubu

X kuşağının kahır mektubu

Sevgili Y kuşağı arkadaşım, Bak sen açık fikirlisin ya, ben de X kuşağı olarak açık fikirli olabileceğimi gösteriyim istedim. Biz de kazma değiliz sonuçta, bunca yıl iş hayatını tecrübe etmiş, ne kazıklar yemişiz… Halden anlarız, gençlerin yanındayız dedik. Aldım karşıma seni, dinledim. Ne istersin, nasıl bir ortamda çalışmak istersin, olmazsa olmazların var mıdır diye açık açık sordum. Sordum mu? Sordum. Önce seni dinledim, sonra kendimi anlattım. Görünüşte medeniyiz çok, anlaştık sandım ben de, ne bileyim. Güldük eğlendik, oryantasyon sonuçta. Kaynaşma…

Read More Read More

Share
dreamland

dreamland

Paint it blue, she said make it gorgeous and true want to take off today row away to a far away island with thee. Be my guest come with me to a distant dremland i say to thee. ‘tis time yes it is known it in my heart all along with your own eyes come and see.

Share
Güya uzaklaştım

Güya uzaklaştım

Ne cep telefonuma bakmak istedim ne de birşey okumak. Yazmaya geldim ama çoğu zaman yazmadım da. Ağzımda aft gibi acılı bir batma hissi, Burnum hafif tıkanık, Boğazım kesik gibi acırken ince ince geniz akıntısı, Nemli havadan mıdır nedir acayip bir terleme hissi, Aldığım bir trafik kazası haberi, Aklımda hep geçmişi hatırlatan benzerlikler ve karşılaşmalar… Gelirken de biliyordum gerçi, nereye gitsen kafan da seninle kalbin de.   Kırıldıysan kırgınlık orda, öfkeliysen öfke. Korkuyorsan korkuların, yorgunsan bıkkınlığın.   Bazen işte bilsen de…

Read More Read More

Share
Kocaman kalpli minik kıza mektup

Kocaman kalpli minik kıza mektup

Bu satırları Bodrum’da ismini bile bilmediğim bir sokakta, bulutların ve zeytin ağaçlarının gölgesinde, klasik müzikle mest olmayı hatırlamış, su şırıltısının dinlendirici etkisine kapılmış, önümde dergi ve kitap, içimde huzur ve aşk, ardımda daha çok kitap, çokça şiir, karanlıktan aydınlığa çıkmış gibi gözlerim kocaman olmuş, hayallerim bu oyuncak atın terkisine atlayıp Binbir Gece Masalı anlatmış, çocuklar – o masum sessiz yürekler de – hep o masalları dinleyerek büyümüş gibi, öyle sade, öyle kendim, bir ben, çok ben, hep sevgiyle yazıyorum.  Yeri…

Read More Read More

Share
Aşk mısın sen?

Aşk mısın sen?

Aşk mısın sen? Ağaçlar altında, gizli bir bahçede Sessizce oturmuş, kitabının sayfalarını çevirirken Belli belirsiz bir gülümsemeyle okurken satırları Bülbülün sesi bu sefer çok yakından gelirken Ve sen belki de sadece senin anlayabileceği bir ruh dinginliğinde kaybolmuşken bu sabah Herşeyden öte, herkesten başka Her zamankinden farklı bir günse bugün… Aşk mısın sen?  

Share
türbülans

türbülans

İçinden çıkmak isteyeceğin kadar sarsıcı  Bitmesini beklemenin sonuç vermediği Kısacık da sürse çok uzun gelen  Bi nevi karasevda depresyonu gibi.

Share
Uçak

Uçak

Uçağa binerken kimi düşünürsün? En son sesini duymak ya da iyi dilekler yollamak istediğin birini mi? Her nerede ise… Senin gittiğini bile bilmiyor olabilir mi acaba? O zaman ne yaparsın? Hiç mi…   ***   How many flights you took – how many of them in despair – how many with enthusiasm? Who joined you in these travels? How many of them you still see? How many of them you don’t remember who?   ***

Share
Papaz eriği

Papaz eriği

Aşk… papaz eriği gibi olmalı Sulu sulu kütür kütür Yeşili patlayacak kadar canlı Buzdolabından çıkınca üstünde çiğ taneleri İlk ısırdığında çıt etmesi – o çıtırtı var ya – kalbinin çarptığı bir yıldızın çıkarabileceği en hafif fısıltı ya da en içten göz kırpışı olmalı İçine akan sulu serin lezzeti dişlerini kamaştırıp yüreğini ısıtmalı Aşk… can eriği gibi olmalı can Her nefeste daha çok içine çekmeli.

Share
error: Content is protected !!