• Hayata Dair

    Ofise dönüş

    Dün, 4 ay sonra tekrar ofise dönmek enterasan bir tecrübe oldu.Hazırlanmak her zamankinden uzun sürdü bir kere, dünyanın tüm zamanları benimmiş gibi ağır hareketlerle hazırlandım, acelesiz. Ne giyeceğimi seçmek eskisi gibi yine zordu ama bu sefer uzun süredir ayrı kaldığım takım elbiselerle aramızın cidden bozulduğunu farkettim. Yeni normalde takım elbise mi?! Hele bu sıcakta, bir de maskeyle zar zor nefes alırken… Hadi canım sen de.Oyumu yine rahatlık ve renkten yana kullanırken, saçlarımı uzun zamandır ilk kez açık bıraktım. Tekrar birkaç ufak takı ve saat takmayı başardım. En azından far ve eyeliner süreyim derken ruj satışlarının ciddi bir düşüş gösterip göstermediğini merak ettim.Sürekli birşey unuttuğum için eve girip çıkıp durdum; ama…

  • Hayata Dair

    Bir ağacın altı

    Bir ağacın altı. Sadece bize ait birkaç saatimiz olsun. Ne beklentilerimiz ne de kendimizden memnuniyetsizliğimiz alıkoysun bizi bu anları yaşamaktan. Sen anlat, ben dinlerim; ben anlatınca da sen duyar mısın beni? Biraz da susalım ama, olur mu… Sessizce boşluğa bakalım, sonra dönüp birbirimize. Hiç bir şey demeden, yorum yapmadan, korkup kaçmadan, öyle kalalım. Bir ağacın altı. Bilmediğim bir derdin var gibi, yine düşüncelisin, her şey yolunda mı? Bak, buradayım, yanında ve önümüzde sadece bize ait birkaç saat. Sarıldığımda orada ol, boşluğa tutunmak zorunda kalmayayım. Elinden tutarsam, elini çekmeyeceğin bir anımız olsun. Herşey iyi olacak, söz veriyorum. Umutla yeniden bir şans vermek hayata. Gölgesinde oturmak geçmişin; iyi ki yaşamışım diyerek.

  • Hayata Dair

    Gece gece

    Nedir bu? Gecenin içinde ayak sesleri, açılıp kapanan kapılar, musluktan akan suyun kızgın sesi, kilidi tekrar çevirip iyice kapandığından emin olmalar, bir hışırtı, biraz huzursuzluk, üst kattaki çocuğun parkede zıplayan topu, otomatiğin siren gibi uzayan düdüğü ve yatmadan önce masal bekleyen bir bebeğin ağlaması. Bu bir yaşam tercihi, doğru ya da yanlış değil, iyi ya da kötü de, sadece bireysel seçimim ve tecrübe. Daha hafif yaşayabilmek lazım diyorum mesela ben. Her günün akşamına bir şükür cümlesi bırakmak gerek. Başkalarının yüklerini bu kadar sırtlamamak gerek, başkalarının sorumluluklarını -hem de hiç- almamak gerek. Uzun tren yolculuklarında cama başımı yaslayıp yarı uykulu yarı uyanık tıngır mıngır gidesim var. Uykusu gelen bir bebeğin sırtını…

  • Hayata Dair,  Yeni Yayınlananlar

    Sabahın erken saatleri

    Sabah çok erken, daha serçeler çınarın dallarında cıvıldarken, ben kahvaltımı çoktan etmiş, salondaki tekli koltuğa geçmiştim. Hafif rüzgârlı serin bir Mayıs günü, taptaze, aydınlık ve pırıl pırıl başlıyordu işte. Herkesin uykuda olduğu bu saatler benim için öyle kıymetli ki. Zamanda kimsenin sahip olamayacağı bir boşluk yakalamışım da, orda kendime bir dünya kuruvermiş gibi mutluyum. Kimsenin duymadığı müziklerle, kimsenin okumadığı satırlarda, kimsenin bilmediği hayallerde sadece bana ait bir sığınak… Gün içinde yapılacaklar için henüz vakit var. Dilediğim her şeyi yapabileceğim bu bir iki saat haftaların yorgunluğunu silip süpürebilir. Hiç aklımda yokken suluboya yapmaya başlayabilirim ya da uzun zamandır dinlemediğim bir albüm eşliğinde kitap okuyabilirim örneğin. Her şeyden önemlisi kendimi şaşırtabilirim bugün. …

  • Hayata Dair

    Korkutucu bekleyiş

    Sahne 1. Uçurum. Korkutucu bir bekleyiş. Endişe ve çaresizlik. Kime ve neye güveneceğini bilmeden hastane koridorlarını arşınlamak. Akşamdan geceye, geceden sabaha uzanan bir sessizlik. En yakınındaki birkaç isim dışında kimse yok. Dış dünya tamamen dışarda ve sen tamamen kendi içinde. Hiçbir şey gelmiyor içinden, yazmak ya da konuşmak. Elinden hiçbir şey gelmeyeceğini bilmediğin tanıdıklara ulaşıp aynı cümleleri tekrar kurmak ya da apartmanın önüne gelen ambülansı görüp bir şeyler olduğunu anlayan komşuların meraklı telefonlarına yanıt vermek. En masum “bir şeye ihtiyacınız var mı” cümlesi bile kifayetsiz. Neye ihtiyacımız olabilir, bilmiyoruz ki. O kadar yalnızız şu an. Sahne 2. Bir rica. Bir arama. Bir çağrı. El sallayış. Kâğıt havlu serip oturduğumuz kırık…

error: Content is protected !!