Browsed by
Tag: ayrılık

Bir veda yazısı

Bir veda yazısı

14 Mayıs 2018 / Yürümek, uzun uzun, düşünerek, düşünmeden, hatırlayarak, üzülerek, kızarak, kabullenerek, düşünmemeyi deneyerek, bakınarak, gözlerini yere indirerek, şarkı mırıldanarak, susarak, dinleyerek, dinlenerek, hızlı, yavaş, tempolu, sakin, yorularak, terleyerek, hislerinden arınarak, içi ürpererek, üşüyüp titreyerek, uzun uzun, zahmetli, sıradan ve çok farklı, bir gün, bir akşamüzeri, zorlayarak, zorlanarak, akışına bırakarak, rahatlayarak, bütünleşerek, anlayarak, anlamlandırarak, yaşamın içinden, umutla…   15 Mayıs 2018 / Avare avare sokaklarda dolaşırsın bazen. Saati unutur, gölgelerden tanırsın zamanı. Bazı dakikalar daha uzundur. Şaşkınlıkla dinlediğin itiraflar…

Read More Read More

Share
bir Yeniköy masalı

bir Yeniköy masalı

Bugün muhteşem bir gün. Bir denize bakıyorum bir göğe. Deniz öyle mavi, öyle serin ve heyecanlı ki, kıpır kıpır, adeta dans ediyor önümde. Gök, başka bir mavi, pırıl pırıl uçuk mavi, güneşin bulutların arasından sızdığı yerde içim sımsıcak, beyaz bulutlar tüy gibi uçuş uçuş… Yere bakıyorum, güvercinler, öyle çok, öyle aç, pıtı pıtı bir oraya bir oraya dönüp, kanatlarını kabartıp boyunlarındaki yeşilleri morları ışığa çeviriyorlar. Yerdeki yemleri gagalayıp duruyorlar. Yolun sol tarafında bir kilise, kırmızı taşlarıyla enfes bir mimari, yeşil…

Read More Read More

Share
Hayal kırıklığı kötü şey

Hayal kırıklığı kötü şey

“Silinsin izim, hiçliğim sokakta kalsın Gölgemi yakın, bu dünya beni yok saysın Emanet ettim bıraktığın her şeyi Dedim siz susuz bırakmayın menekşeyi” Adı Menekşe (1998) Söz: Meral Okay, Sezen Aksu     Hayat ölçüp biçilmiyor, değil mi… Zaman ne uzuyor ne genişliyor. Neyse o. Bazı resimler başka bir boyutta kalıyor, hatıra olarak; bazı sözlerse hiç unutulmuyor.   Bugünlerde uzun uzun yazasım var; ama yazamıyorum.   İçimde o kadar çok ses haykırıyor ki hangi birini yazayım, hangi birine kulak vereyim, hangi…

Read More Read More

Share
Hüzzam Şarkı

Hüzzam Şarkı

Kırmızı tükenmez kalem ile siyah dolmakalem. İkisi de yan yana, çalışma masasının orta gözünde bekliyorlar. Ne zamandan haberleri var ne mevsimden. Tek istedikleri boş bir beyaz sayfada birkaç satır olabilmek. Kırmızı tükenmez kalem, biraz sabırsız, biraz tutkulu, alev alev yanmayı, kor bir ateş olup hiç sönmemeyi seviyor. Siyah dolmakalem gururlu, yumuşak bir el hareketiyle kayıp gidiyor, incelip kalınlaşan çizgisinde kendi yansımasından memnun, bıraktığı etkinin farkında, gülümsüyor. Birlikte de ayrı ayrı da çok yazılıp çizildiler, telefon defterinde bir isim oldular ya…

Read More Read More

Share
Yanlış Sinyal Oyunu

Yanlış Sinyal Oyunu

Yanlış sinyal veriyordu. Sağa dönmek istediğinde sola, sola dönmek istediğinde sağa sinyal veriyordu. Bilerek mi yapıyordu; yoksa sağı solu karıştıranlardan mıydı, bilmiyorum. Dalgındı belki ya da uykusuz. İlk başta çok umursamadım. Yeni çıkmıştık yola. Ben onun için ne kadar yabancıysam o da benim için o kadar yabancıydı. Birini tanıma sürecinin beni yormadığı zamanlardı. Gençtim ve bu yanlış sinyal oyunundan korkmadım. Böyle başladı yolculuk. O önde, ben arkada. Sandım ki o beni aradığım vahaya götürecek. Beni daha önce bilmediğim yollardan geçirecek…

Read More Read More

Share
Ela’ya…

Ela’ya…

Genç bir kadın vardı birkaç yaz öncesi tanıştığım. Sezen Aksu’nun bir şarkısı vardı bütün bir yaz mırıldandığı; “yolun zorunu yürümüştüm ben tanıştığımız zaman” diye başlayan. Aşkın cilvesini bilmeyen, pişman olsa da yine aynı hallere düşen bir sevgiliden ayrılma zamanıydı. Temmuzun ortası, alev sıcağı… Öyle apansız içine bir kurt düşüp etrafı kurcalamanın bedeli, kurcalamasa asla ortaya koyamayacağı onlarca kanıt dökmüştü önüne. Aldatılmış olduğu halde kendi için üzülmektense aldatanın yasını tutan bir kadın vardı o yaz. Kendini Bodrum gecelerine bırakan, her çeşit…

Read More Read More

Share
Güvensiz Sularda

Güvensiz Sularda

Sana sormak istiyorum bazen. Bir şeye mi kırıldın? Benden uzak durmanın sebebi ne ve ben sana sarılırken kaskatı kesilmenin? Her seferinde anlam veremediğim bir mesafe giriyor aramıza. Her seferinde unutturacak bir şeyler söylüyorsun. Unutuyorum. Tekrarlamıyorum soruları. Hiçe sayıyorum endişelerimi. Ama bir sonraki sefere yine aynı şey. Yine aynı güvensiz topraklar. Aynı hoyrat susuşlar. Cevap verilmeyen sorular, göz ardı edilen meraklı bekleyişler. Bir öpücük koparmak için oyunlar oynayan çocuk gitmiş. Telefonları cevap vermiyor o istemedikçe, bakışlarından hiç bir hissini sezdirmiyor. Öyle…

Read More Read More

Share
Bitti Demek İçin

Bitti Demek İçin

Yeşilin en canlısına boyanmış çimenler, yolda gördüğüm tüm su kanalları, minik pencereler, kopkoyu gökyüzü ve açıklarda yanıt arayan balıkçı ağları… Bu sessiz kara parçası bizi yakınlaştırmak yerine iyice yabancılaştırmış. Yurdundan uzakta olmak bağları güçlendireceğine hepten koparmış. O beni çoktan bırakmış da söyleyecek gücü yokmuş. Hiçbir şey demeden gözlerine bakıyorum. O kadar çabuk mu geçti zaman… Bu kadar mı yıprattık birbirimizi… Acıtır mıydı hep sözlerimiz… Bu kadar nefret edinceye kadar ne bekledik… Sırf canımı yakmak için bu yalan öfkesi. Bitti demek…

Read More Read More

Share
Yeşil Çay Tarlaları

Yeşil Çay Tarlaları

Mesajını geç gördüm ve bir Pazar sabahı ailen ya da arkadaşlarınla mutlu bir tablo içindeyken sana cevap yazıp o resmi bozmak istemedim. Belki de çoktan unutmuştun bana yazdığın bu mesajı. Sevgilinle çimlerin üzerinde kahvaltı yapıyordunuz belki tam istediğin gibi. Yine zamanı donduran bir mesajdı. Aslında çok şey yazılabilecek ama bir yandan da hiçbir cevap beklemeyen bir mesaj. Sanki içinde seni sıkan bir cümle vardı ve yazıp kurtulmuştun. Ben hala hiçbir şeyden kurtulamadım biliyor musun… Aynı metrekarelerde olduğumuz her saniye ve…

Read More Read More

Share
Kibarlık Oyunu

Kibarlık Oyunu

Ansam adını her gün bıkmadan Duyurabilir miyim sesimi… Duysan bile dönüp bakar mısın… Yoksa yumar mısın gözlerini yok saymak için… Ve hiç umulmadık bir anda karşılaşırsak bir çıkmaz sokakta Başın öne eğik mi olur yine… Susar mısın utanç dediğin tezatla Ve kaçar mısın yine doğrulardan… Ah, boşuna yorulma, ben bilirim aklındakileri. Kibarlık oyununda yasaktır içinden geçenleri ortaya dökmek. Söylersen küçülürsün çünkü. Söylersen kabul edersin küçülmüşlüğünü. Ama kibar sözler, hani insanın kulağında hoş bir seda bırakan ve şiir gibi mırıldanabileceği güzel…

Read More Read More

Share
error: Content is protected !!