Browsed by
Tag: insan

Bu insanların hırsları hiç bitmeyecek mi can?

Bu insanların hırsları hiç bitmeyecek mi can?

Bazı adamlardan korkacaksın can. Yüzüne demez ne düşündüğünü, belki gülümser, hoş da davranır herkesin içinde; ama sen başını çevirir çevirmez bir çıkarır ki çıngıraklı yılan dilini, neye uğradığını şaşırırsın, benden söylemesi. Bazı kadınlardan korkacaksın can. Hahhahhah kihkihkih biraz hopla biraz savur derken allem eder kallem eder şaşırtırlar safgillerin aklını. O akıl ki minnak birşeydir zaten, limon çekirdeği kadarcık. Onu da iç ettiler mi ne kalır ki geriye… Mantığı  ters köşeye yatırıp ortaya saçıverirler yersiz yurtsuz fikirleri. Fikir dediysek düşünülmüş değildir…

Read More Read More

Share
sınırlar

sınırlar

İnsanın sınırlarını bilmesi gerektiği öğretilmişti bana. Ama bu öğretilirken sınır koymak değil, başkalarının istekleri ve görüşlerine göre hareket etmemin istendiğini farketmemişim… Herkes ve her şey tek bir doğru çizgide giden bir yük treni gibiyken, ben varış yönünde değil bambaşka bir istikamette olmayı hayal edebiliyorum. Ama kondüktör şöyle bir göz ucuyla bakıp, ne duruyorsun orda, binsene şu trene, dese, hemen binip koltuğuma oturabiliyorum da. Böyle bir akıl tutulması görülmemiştir. Nasıl bir sınırsızlıksa bu, söz dinlemenin en uç noktasındayım. Ama daha ne kadar…

Read More Read More

Share
içten&güzel insanlar

içten&güzel insanlar

dün beni öyle görüp midemi bastırsın diye koşup bisküvi getiren mutfak görevlisi ya da oğlunun düğün haberini paylaşmak ve ayaküstü de olsa biraz olsun sohbet etmek isteyip nasılsınız nilhan hanım diye bana laf atan abla ve sabahın köründe, hakikaten ne işim var burda demeden,  bana gülümseyerek Günaydın diyen güvenlik görevlisi… siz ne güzel insanlarsınız 🙂

Share
İnce çizgi

İnce çizgi

Hey hayt. Asırlar, insanlar, zaman…   Zaman, insanları da değiştiriyor kesinlikle. Saflığı alıyor, içini çürütüyor. Herşey ve herkes benim olsun, herşeye ben hükmediyim, diyor zaman. İnsan da onu taklit ediyor.   Paylaşmak gibi güzel bir sözcük bile; bu değişimle bambaşka bir hal alıyor.   Paylaşmak nedir deseniz bana; Hayatı paylaşmak derim. Derdi kederi ve sevinci paylaşmak. El ele tutmak. İşin ucundan birlikte tutmak. Sofrayı birlikte kurmak derim. İçinden geldiği için bir demet papatya ile sevdiğini şaşırtmak. Mektup yazmak derim ya…

Read More Read More

Share
Emek harcamadan olmuyor

Emek harcamadan olmuyor

Emek harcamadan olmuyor. İnsanoğlu bunu unuttu galiba. Haksız da değil; emek harcamadan da kazanabildiğini gördü hayatta. Peki, kazandığı neydi? Yalan dolan birliktelikler, çıkar ilişkileri, bolca para, hatta belki itibar… Bunlar yeter de artmaz mıydı? Çoğuna arttı. Didinmeden elde ettiler onlar. Varla uyandılar, yokluk nedir bilmediler. Bir asır önce hayal edilmeyene ulaşmak o kadar kolaydı ki bu yeni çağda. Ekonomi ve teknoloji herşeyini aldı insanoğlunun, tüm duyarlılıkları, naif duyguları, safça sözleri ve iyiniyetliliği aldı elinden. Umut, bekleyiş, sevgi, saygı, yardımlaşma ve…

Read More Read More

Share
Dokunulmaz

Dokunulmaz

Bazen diyorum ki artık bunun sonu gelsin. Bir anda çıkagelmesin, orada burada bir iki detayda şeytan gizleniyor olmasın. Beni üzmek için fırsatını kovalamasın. Sinsi ve alaycı bakışlarıyla delip geçmesin, ezip gitmesin yüreğimi. Ne olur diyorum, ne olur sanki duymasam, görmesem, bilmesem artık… Sessiz sedasız ve hatta kör de olmak gerekse, ben yine de kurallara uysam, gözümü yumsam, vazifeme baksam. Bana değmese hiçbir acı söz ya da yüzüme söylenmeyen ama ardımdan yankılanan yalanlar. Güvenmekle güvensizlik arasında gidip gelinmese bir ömür. Ya…

Read More Read More

Share
Görgü Tanığı

Görgü Tanığı

Bu sabah vapurla karşıya geçmek istedi canım. Hava daha aydınlanmamış. Her zaman yürüdüğüm yoldan iskeleye doğru gidiyorum. Yokuşun başına geldiğimde, yokuşun sonundan koşarak yukarı çıkan bir adamı fark ediyorum. İçsel bir tepkiyle, görgü tanıklığı etmemem gereken bir şey olabileceğini düşünüp görmezden geliyorum başımı çevirerek. O da beni fark edince koşmayı bırakıyor. O bana, ben ona doğru yürüyoruz, her şey normal gözüküyor. Oysa içimde saklamaya çalıştığım bir tedirginlik… Bir iki metre öteme kadar geldiğinde, karşımda duruyor, ben de duruyorum gayrı-ihtiyari. Sağa…

Read More Read More

Share
Serbest Çağrışım

Serbest Çağrışım

Kalbe değen nedir bilinmez. Sana söylenen sözdür sadece Ama kalbe değen başka biridir belki. Bir söz. Birkaç harf, birkaç hece. Hatta bir cümle. Uzun ya da kısa – kurulması o kadar kolay ki. Alt tarafı ağzından çıkmış olur bir kere. Söyleyiverirsin işte. Ayıp değil ya. “Söz”de yapacaklarının arasına katılır olsa olsa. Söyleyince yapmış kadar da olursun üstelik. Öyle ki yapmayı bile unutuverirsin. Söz gümüşse sükût altınmış… Ama söz çamur da oluyor bazen. Sükûtsa seni içine çekiveren bir bataklık. Hani büyüyor…

Read More Read More

Share
Disko Topu Dünya

Disko Topu Dünya

Gece yarısına az kala arabamızı girişin önünde durdurup görevlilerin uçarak yanımıza gelmelerini ve buyurun efendim demelerini bekliyoruz. Yavaşça iniyoruz arabadan, gökten zembille inmiş gibi. Kolumuzda sarışın kızlar var, bir değil, iki değil, üç tane bazen. El ele tutuşup mekâna girerken küçük haremimizi kutluyoruz. Üstümüzde okul üniforması gibi tek tip giysiler, tiril tiril bluzlar, incecik upuzun topuklularla tıpış tıpış giriyoruz içeri. Eteklerimizin boyu diye bir şey yok; çünkü ortada etek yok – omuzlara tutunup aşağı inerken ister istemez kalçalarımıza değen bir…

Read More Read More

Share
error: Content is protected !!