• Hayata Dair,  Yeni Yayınlananlar

    Mum ışığında

    Tek bir nefes alışla başlıyor hikayen, tek bir solukta geçiyor gibi bazen. Akşamüzeri, gün batmadan, bir mum yakıyorsun camın önünde. Yıldızlar çıkana kadar ışık olsun sana diye. O ışığa ihtiyacın var. O ışık, yol arkadaşın, hatta deniz fenerin, güvendiğin liman ve henüz görmediğin bir kıta senin için. Birazdan ay görünecek; bulutlar önünü kapamazsa odandan seyredebileceksin. İncecik bir hilal olacak, dolunaydan sonraki en zarif hali ayın. Dolunayı daha çok seversin gerçi sen; gökte şişip duran kocaman bir balona döndüğünde, sevinçten haykırdığın olur. Sabahın zifiri karanlığında işe giderken el sallamaya başlarsın, “günaydın Dolunay, günaydın sana da…” Kırmızı mumun cama vuran sarı beyaz ışığında hangisi gerçek, hangisi yansıma emin olamıyorsun bir an. Başka…

  • Hayata Dair,  Yeni Yayınlananlar

    Bir yol gideceksin;kimine göre kısa,kimine göre uzunca bir yol.Yokuşların olacak,nereye gittiğini bilmediğin sapaklar da.Sert dönüşler,keskin virajlar ve rampalar…Tek bir yön, tek bir şerit olacakve koskoca bir ağ gibi saracak seni.Yoldan dönen göremeyeceksin,yolun ne kadar doğruonu da bilemeyeceksin belki.Seninle aynı yolu gidebilen kimse olmayacak.İnerken çıkmaya,çıkarken inmeye başladığın bir yol olacak belki de.Geriye baktığında çok hızlı ve karmaşık bulacaksınya da göz açıp kapatıncaya kadarkısacık,kendi halinde.Aradığın neyse karşına o çıkacak (ya da çıkmayan bir tek o kalacak).Bazen durup dinleneceksin,şöyle bir durup düşünecek.Öyle zamanlar gelecek ki,anılarla hayaller iç içe geçecek.

  • Hayata Dair,  Yeni Yayınlananlar

    siyah beyaz

    Siyah beyaz bir resim bırakırız bazen arkamızda. Koşa koşa görmeye gittiğimiz bir dost, yabancı bir şehrin en can alıcı köşesi, yorgunluğumuzu atmak için oturduğumuz bir bank, güneşin kavurucu ateşinden korunacağımız bir ağaç altı… Ömrümüz de o siyah beyaz karelerden oluşan bir fotoğraf albümüne benzer zamanla.

  • Hayata Dair

    Tekrar tekrar şükrettim

    O ilk gün azaptı, hiç beklemediğim bir anda, ayağımın üstüne basamaz olmuştum. Sağ bacağımı sürüye sürüye havaalanında bir kapıdan diğerine yürümek, saatlerce uçağın kalkmasını beklemek, uçaktan inince otobüse, otobüsten dış hatlar kapısına, pasaport kuyruğuna, ordan otoparka yürümek. Üstelik etrafında insanlar sel gibi akarken, bunların hepsini hiç alışık olmadığın bir ağır çekimde yapmak zorunda kalmak. Daha da fenası, bunca ağrı ve yorgunlukla döndüğün memleketinde yaya geçidindeyken üstüne araba süren adamlarla didişmek… Önce, arabayı kullanabilecek miyim diye şüpheyle direksiyona geçmek, sonra ağrının artmadığını farkedip rahatlamak, eve dönüp yatağa yattığında, bu ağrıyla ben nasıl uyuyacağım diye düşünmek; ama bu ağrıyla da o yorgunlukla da bir şekilde uyumak işte. Ayakta durunca bacaklarından inen acı,…

  • Hayata Dair

    Yeni başlangıçlara

    Yeni başlangıçlara, dedim, çikolatayı paketinden çıkartırken. Kemik suyuna sebze çorbası yaptım düdüklüde, bir de tuzlu kekimden. Arda’nın tarifi, peynirli dereotlu. Çorbayı blender’dan geçirip tadına baktım, bol sarımsaklı. Keki de fırından çıkarıp borcama aldım ve kendime bir sade türk kahvesi yaptım bol köpüklü. Ayaklarımı pufa uzattım, hava daha aydınlık, hala güneş var. Hala umut var Nilly, dedim. Dizlerimin altına ince bir yastık koyup müziğin sesini biraz daha açtım. İçim büyüdü, genişledi. O gergin kırgın halim hiçbir yere gitmedi belki; ama günebakanlar bana yine gülümsedi. Bol fıstıklı bitter çikolatadan bir parça ısırdım. İşte bu. Bu çikolatanın tadını hâlâ alabiliyorsam, bu çalan şarkıda (a kiss is still a kiss in Casablanca) hayallere dalıyorsam…

error: Content is protected !!