Browsed by
Tag: hayat

Güya uzaklaştım

Güya uzaklaştım

Ne cep telefonuma bakmak istedim ne de birşey okumak. Yazmaya geldim ama çoğu zaman yazmadım da. Ağzımda aft gibi acılı bir batma hissi, Burnum hafif tıkanık, Boğazım kesik gibi acırken ince ince geniz akıntısı, Nemli havadan mıdır nedir acayip bir terleme hissi, Aldığım bir trafik kazası haberi, Aklımda hep geçmişi hatırlatan benzerlikler ve karşılaşmalar… Gelirken de biliyordum gerçi, nereye gitsen kafan da seninle kalbin de.   Kırıldıysan kırgınlık orda, öfkeliysen öfke. Korkuyorsan korkuların, yorgunsan bıkkınlığın.   Bazen işte bilsen de…

Read More Read More

Share
türbülans

türbülans

İçinden çıkmak isteyeceğin kadar sarsıcı  Bitmesini beklemenin sonuç vermediği Kısacık da sürse çok uzun gelen  Bi nevi karasevda depresyonu gibi.

Share
Uçak

Uçak

Uçağa binerken kimi düşünürsün? En son sesini duymak ya da iyi dilekler yollamak istediğin birini mi? Her nerede ise… Senin gittiğini bile bilmiyor olabilir mi acaba? O zaman ne yaparsın? Hiç mi…   ***   How many flights you took – how many of them in despair – how many with enthusiasm? Who joined you in these travels? How many of them you still see? How many of them you don’t remember who?   ***

Share
Tesadüf

Tesadüf

İçimdeki evreni seviyorum. Durup dururken ayağa kaldıran bir sesi var onun. Alıp başını gitmiş bir sevdayı bile geri çağıran bir şarkı gibi.   İçime doğan şeyleri yaşadığım için şükrediyorum. Görmek istedim ve gördüm. O ufacık zaman diliminde saniyelerde kesiştik, bu kadar hissetmeme rağmen hazırlıksız, apansız karşılaştık. Gözlerin içine bakmayı seviyorum, mesafeyi de ilgi ve merakı da o gözlerde gördüm. Şimdi bu karşılaşmada da zamanında yolları buluşup ayrılmış iki yabancı.  

Share
Minik sincabın hikayesi

Minik sincabın hikayesi

Artık saklanma, çık dışarıya, dedi minik sincap. Kime ne faydası var ki bu ağaç kuytusunda gizlenmenin. Orman alabildiğine uzuyor bak, özgür bırak, sınırların kendine olmasın artık, yalvarırım. Hem o kaçtığın süvariler var ya, bana kalırsa çoktan unutmuşlardır seni. Bu gizemli ormanda oyuncak mı yok onlara… Uzun burunlu cüceler mi dersin, siyah şapkalı hokkabazlar mı… Sihirli periler mi afacan büyücüler mi minik mavi ejderhalar mı… Yerinde olsam dönüp bakmazdım arkama, bu ancak acıları hatırlatır yeniden. Hadi tut elimden, tekrar hayata dönme…

Read More Read More

Share
Öyle güzeldim ki ben

Öyle güzeldim ki ben

Öyle güzeldim ki ben Sevmiştim bir kere – ötesi var mı – İçimde nehirler aktı Öyle mavi hem de yeşil Ben o nehirdim Hem de o söğüt.   Öyle güzeldim ki ben gören olmadı. Bazı dünyalara gidemezsin ama bir başka boyutta vardır ya Ben de öyle var oldum farklı boyutlarda. Varlığım yokluktu başkasına Ben hep de başkalarının yokluklarına tutsak oldum. Geçip gitti zaman – uzaya fırlatılan bir füze gibi o füzedeki şempanze gibi geri dönmeyen bir uzay mekiği oldum.  …

Read More Read More

Share
Bir Merkür retrosu aldı götürdü seni benden…

Bir Merkür retrosu aldı götürdü seni benden…

Burda, sadece bu anda.   Nefes alırken burun deliklerimde havanın titreşimi.   Yeşil ışık yanınca hareketlenen cadde trafiğinde araba lastiklerinin asfalta çarparken sesle hızın havada bıraktığı tuhaf hırıltı.   Bisiklet zilinin çınlaması.   Dinlediğim o en güzel şarkı.   Dalların altında oturduğum palmiyenin rüzgarda kıpırdanışı.   Söğütün dallarındaki serçenin şıkırtısı.   Burda ve bu anda.   Çimlere atılmış katlanır sandalye üstünde bir ben.   Masanın üstünde müziğim, ellerimin arasında bugün bitireceğim roman.   Ne güzel.   “…git o zaman gelme…

Read More Read More

Share
Tomurcuk

Tomurcuk

Bir tomurcuk açınca, toprak da gülümser gibi gelir bana. Adına ne dersen de, hayat’a uyanınca renkli balonlar yükselir göğe. Yeşilden daha yeşil, tüm filtrelerden daha parlak, morlu sarılı minik çiçekler açar. Açarken de aralarına katılan kardeşlerini kutlar gibi çığlıklar atarak zıplarlar saksılarda. Ben bu şarkıyı biliyorum, daha önce de duymuştum, dediğimiz sayısız tesadüfe tanıklık ederim. Birini düşünür, onunla karşılaşırım; birinin derdini dinler, ona yeni kapılar aralarım. Ne kadar aydınlık bir sabah, gözlerim kamaştı ışıktan. Kendiliğimden uyandım, hiç alarm kurmadan, perdeleri…

Read More Read More

Share
Nerelere kayboldun minik kelebek?

Nerelere kayboldun minik kelebek?

Öyle bir yer söyle ki bana,  daha önce gidilmemiş yollardan geçilsin. Yine de öyle tanıdık bir hali olsun ki, içeri girer girmez evimdeymiş gibi hissedeyim.  Bilmez misin, bahardır benim adım.  Pembe beyaz goncalarla ben her bahar çiçek açarım. Mimozalardan buketler, cam kavanozlardan vazo yaparım. Pencereleri ardına kadar açar, esen rüzgarda dalgalanırım. Şimdi bu duvarlar dile gelse her söz eksik kalır.  Her renk soluk kalır renklerimin yanında. Doğumgünüm Güneş’tir benim, gizli sevdam Dolunay. Günışığını ben getiririm her sabah,  Denize vuran benim…

Read More Read More

Share
An ve an

An ve an

Uzak yerlere gidesim var. Görünenden de uzak, ufuk çizgisinden öteye… Görünmeyen yollardan tanımadığım sokaklara çıkasım var. Sokaklar boyunca yürüyesim, bir çay bahçesinde oturup amaçsızca etrafı seyredesim, belki de sadece durasım var. * Öylece durasım var demiştim ya, öylece otursam da olur. Sen de bir sandalye çek, şuracıkta uzun uzun oturalım. Hiç bitmeyecekmiş gibi konuşalım. Hem söz biter mi – anlatacak bu kadar hikaye varken üstelik. Çocukluk hayalleri, gençlik hülyaları, sıradan hayatlar, şaşırtıcı detaylar… Hepsini hepsini konuşalım, sonra bir ömürlük susalım…

Read More Read More

Share
error: Content is protected !!