Seyahat,  Yeni Yayınlananlar

Halkidiki – Agora Beach (Kriopigi)

Sabah kahvaltısından sonra ilk gittiğimiz yer, arkadaş tavsiyesiyle Agora Beach oldu. Plaja giderken dükkanının önünü süpüren kızı görünce, anneannemin de birebir uyguladığı “herkes evinin önünü süpürse her yer tertemiz olur” sözü geldi aklıma. Agora Restoranın altında bugün biraz dalgalı gözüken denize baktık, çok emin olamasak da hazır gelmişken öğlene kadar biraz kalalım dedik.

Agora

Şezlonglara yerleşiyorduk ki bir kız geldi, ne içersiniz diye sordu. Ben “şimdilik sadece su”, diyince “ilk kez mi geliyorsunuz?” dedi. Bu noktada belki de kıllanmalıydım; ama misafirperverlikle sorduğunu hayal edip “Evet” dedim sempatik bir şekilde. 15 Euros dedi sert bir tonla. 15 Euros güzelim de ne için bu? Şezlong mu umbrella mı iki kişi için mi hepsi mi? Açıklama yok, ya İngilizcemizi anlamıyor ya dili konuşamadığı için biz onu anlayamıyoruz ya da sabahtan içmeye başlamadığımız için bizi istemedi. Peki, gidiyoruz o zaman dedik, ileri yürümeye başladık.

Agora-3
Az ilerde şezlongların şekli değişti, meğer Alexander the Great Beach Hotel‘in plajıymış. Buraya yerleştik, kimse de birşey sormadı. Otelin Oasis Beach Bar menüsü dün ve önceki günle benzer, kahve, içki, soğuk içecekler, soğuk sandviçlerle doluydu.
Hafif bir rüzgar, gökyüzü bulutlu, deniz dalgalı, bu sebeple denizde top oynayan çocukların sesini dalga sesleri bastırıyor. Uyuyanlar, bulutların arkasındaki güneşe doğru yatanlar, bebeğine elma püresi yediren, cep telefonunda film izleyen, mesajlaşan kızlar… Biraz uyumuşum, biraz da kitap okudum, öyle geçti zaman… 12:00den sonra çıktık, ilk gün gittiğimiz Golden Beach‘e geldik; ama yağmurdan kaçarken doluya tutulmuştuk. Burası daha da dalgalıydı. En ön sırada, dalgalar şezlonglarımızın altına vura vura, rüzgarın sesinden başımız hafiften leyla, saatlerce kaldık. Evet dalgalı ama berrak ve tertemizdi su. Ben biraz daha kitap okudum, plajdaki garsonumuz Marc’tan ek bir şemsiye daha isteyip gölgede dinlendim, peynirli tost ve cips yiyip frappe içtim… Akşam saat beşe gelirken dalgalar biraz olsun azalmıştı.

Plajın sonuna kadar sağ tarafa doğru yürüdük. Bizden bir sonraki plajın ismi Summertime, karavan camping bölümü de var, halk plajı kısmı da, işletme yok pek, büfe gibi birşey ve şezlong en fazla. Deniz sağ tarafta iyice sakin, pürüzsüz, dupduruydu.
Yerimize geri dönünce anladık ki her yer öyle değilmiş, bizim taraf hala kıpır kıpırdı. Dün başladığım kitabı bugünkü uzun okumalarım neticesi de bitirdim. Nil’i (Nil Karaibrahimgil) seviyorum; kısa kısa, samimi ve çok pozitif yazıları var.
Akşam saat 7ye doğru güneşin alçaldığı saatlerde fotoğraf çekip eğlenerek bugünü de yedik bitirdik. Bu sabah odamız değişecekti, otele dönünce yeni odamıza geçtik ve yemek için hızlıca hazırlandık.

Bakalis-1

Akşam yemeğimizi, dün önünden geçerken farkettiğim, ayrıca bir arkadaşımın da tavsiye ettiği Bakalis‘te yedik. Sahilde oturur musunuz dediklerinde nasıl mutlu olduk hem de nasıl… İki gün önce demiştim, şöyle deniz kenarında da bir masamız olsa diye.. Başka şey dilesem olacakmış J Dniz kenarında hatta kuma atılmış masalarda akşam yemeğimizi yedik. Rokalı marullu domates ceviz ve peynirli bir salata söyledik, başlangıç olarak peynir topları, ana yemek de balık (barbun) ve fırında patates. Fırında patates, beklentimin dışında, kuzu eti suyunda pişirildiği için istediğim gibi değildi; ama diğerleri gayet güzeldi. İkram olarak gelen meyve ve tatlı tabağı da cidden görkemliydi – irmik helvası, krem karamel, baklava ve ekmek kadayıfı ile karpuz, üzüm, kayısı.

Bakalis-2
Yanımıza çakmak satmaya gelen çocuk Türk olduğumuzu anlayıp “Türk müsünüz?” diye sordu; yüzü güldü. Ben de Türk’üm, Müslüman’ım, dedi. İskeçe’de yaşıyorlarmış. Yazları burda çalışıyormuş, gecede 50-70 Euro kazanıyormuş. Bizi görünce gözlerinin parlaması, para kazanmaktan bahsedince yüzünün aldığı ciddi hal ve mimiklerinde ticaretten anlayan bir iş erbabı görüntüsü… Etkilendim çocuktan, şurada yemek yiyen çoğu insanın erişemediği, yaşının ötesinde bir olgunluktaydı.
Hesabı ödedikten sonra yemeğimizden gayet keyif almış olarak çarşıda gezindik, biraz dükkanlara baktık ve hediyelik birşeyler aldık. Odamıza dönerken yine benim eşlik etmediğim bir dondurma molası verdik, sonra da uyku…

 

Diğer seyahat yazılarına da göz atmak isterseniz…

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
Be Sociable, Share!
Share

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

error: Content is protected !!