Hayata Dair

Ev inzivasında ilk 10 gün

12 Mart 2020 Ev inzivasında gün #1

Corona şüphesi korkusu paniği rahatlığı bir arada.

Önceki akşam Bakan’ın açıklamalarından sonra dün ofiste tuvaletler sürekli dolu, herkes yarım saatte bir elini yıkar oldu. Birşey değil, sosyal mesafe diye birşey yok, tuvalet hep kalabalık ve lavobodan sıçrayan sularla her yan sırılsıklam.

Bir yanda böyle bir panik havası, diğer yandan aksırıp tıksırıp öksüren genç bir grup, ofisin içinde konuyla dalga geçmeyi sürdürüyor. Zaten dip dibe oturduğumuz açık ofisin devasa zindanında ağzını burnunu kapamadan öksürüp duran, “keşke evde kalsaydın” dediğimizde dün evdeydim, bugün daha iyiyim, diyerek geçiştiren arkadaşlar. Sinirden kudurdum gün boyu. Bir tarafta alarma geçmiş bir grup, bir tarafta şuursuzluk örneği dalgacılar ordusu. Bir yanda katın bir ucunda biri hapşırsa, öksürse yerinden sıçrayıp tuvalete koşup elini yıkayanlar, bir yanda kutu kutu antibiyotikler alıp sanki virüs testi yapmış da sonucunu almış gibi rahat arkadaşlar. Mutfak görevlisi çaydanlığı yıkayıp duruyor iki saatte bir, aslında dokunduğumuz ne çok yer varmış. Allahım nasıl olacak bu iş, nasıl üstesinden geleceğiz bu illetin.

15 Mart Ev inzivasında gün#4

Bu aralar kafam karışık, panik, tedirginlik, korkular, üzüntü, hepsi bir anda yaşanıyor. Tüm dünyayı avucuna alan Covid-19 benim psikolojimi fena halde bozdu.

16 Mart Ev inzivasında gün #5

Yavaşlamak mümkün mü gerçekten?

Tüm dünyaya bir dur demek için mi geldi bu virüs? İçimizde bu panikle, nasıl düşüreceğiz ateşimizi? Nasıl duracağız olduğumuz yerde? Nasıl kalacağız hapsedilmiş hissettiğimiz korkularla?

İçim karmançorman, üzgünüm, çok üzülüyorum. TV’deki görüntülere dayanamıyor kalbim, şıpır şıpır ağlıyorum insanlığa, sağlık çalışanlarına, hastalara, ailelere.

Gitgellerdeyim.

Karamsarlık içinde ağlarım bir an. Derken  güneş çıkar, benim içimde yine bir umut doğar. Derim ki bir çaresi bulunacak, bir şekilde üstesinden geleceğiz bunun da. sBir dakika geçmeden bir haber görürüm, İspanya’da 21 yaşında virüsten ölen bir genç. Ben yine ağlamakta.

18 Mart Ev inzivasında gün #7

Korkularım her geçen gün büyüyor. Evde tek başıma haber izleyip ağlıyorum. Korku, kaygı, endişe…ama bu korkunun bir faydası var mı, yok. Mumlar yakıp dua ediyorum, gözlerimi kapatıyorum, “korunuyorum, güvendeyim, sağlıklıyım, sahip olduklarım için şükrediyorum” diyorum. Yazlıkta olduğumuzu hayal ediyorum ma’aile. Hep birlikteyiz, verandada oturuyoruz. Hiçbir endişe yok yüzümüzde, gülüyoruz, sağlıklıyız.

Kendimi biraz kapadım haberlere, deli gibi bitki çayları, limonlar, sağlıklı beslenme bişeyleri. Dualar, yoga hareketleri, tekrarladığım mantralar, böyle böyle kendimi toplamaya çalışıyorum. Tam olarak meditasyon denemez belki ama en azından mum yakıp karanlıkta o muma baktım. İyi ki, evde herşeyden çok mum var.

Yarın hastanede olacağız. Akşam yatmadan önce kendimi dinledim, evet korkuyordum, inkar edecek değildim, nefesime odaklandım ve dua ettim, sevdiklerim ve tüm dünya için.

19 Mart Ev inzivasında gün #8

Bugün evde değildim gerçi, ev inzivası diyemem. Anjiyo için hastaneye geldik. Babam istemiyor aslında biliyorum ama doktor çağırınca da birşey diyemiyorum, ne kadar acil bilemiyorum ki… Hepimiz korkarız, o da korkuyor haliyle. Bu Corona belası varken, hastanelere gitmiyor çok insan, korkuyoruz.

Sabah erkenden hastanedeydik, 07:30 bile olmamıştı. Bir süre bekledikten sonra nereye gideceğimizi bulmak üzere çıktık. Annem “sen gelme”, görevli de “kalabalık giremezsiniz” dediği için dışarda kaldım. Uzunca süre bahçede yürüdüm. O kadar güzeldi ki hastane bahçesi ve avlu. Zaten bahar geliyor, nasıl güzel olmasın. Çiçekler açıyor, dallar tomurcuklanıyor, çalılarda kırmızı çitlembikler, sarı sarı tomurcuklanmış dallar… Yürümek iyi geldi beklerken.

Sanmıştım ki anjiyo için aldılar babamı, meğerse sadece damar yolunu açıp bekletiyorlarmış. Güvenliğe sormadan yukarı çıktım bu sefer, bekleyiş orda sürdü. Sonra ameliyathaneye kadar sedyenin peşinden yürüyüp orda da iki saatten fazla bekledik. Öğlen olmuştu artık ki babam çıktı, şükür.

Görevli, babamı sedyede aynı bekleme yerine götürürken peşine takıldık yine. Yedi saat, kum torbasıyla yatacaktı. Ama çıktı ya, çok şükür.

Ben biraz arabada bekledim, eczaneye yürüdüm, yukarı çıkıp katta bekledim. Sonunda akşam 7 gibi babamı taburcu ettiler de evin yolunu tuttuk. Ne uzun bir gündü, eve geldiğimde bitap düşmüştüm.

21 Mart Ev inzivasında gün #10

Bahar geldi aslında değil mi? Ekinoks hem de.

21 Mart. Ne güzeldi baharlar, ben baharı ne çok severim aslında.  

Nasılım, iyi miyim, derseniz, düne göre daha iyi, iki saat önceye göre daha kötüyüm belki de. Bilmem. Farkında değilim tam olarak. Yaşadığım ne… Gerçekten nasıl birşeyin içindeyim… içindeyiz. Ne iyi ne kötü ya da iyi dediğim zaman bile aslında içimde neler dönüyor, kortizol yüksek mi mesela, stresli miyim içimde, bu gece uyuyabilecek miyim, yoksa yine 3te ya da 4te uyanacak mıyım durup dururken, bilemiyorum. Kafamı yastığa koyduğum gibi uyurdum ben, hiç uyanmazdım geceleri ya da sabaha karşı, deliksiz uyumak ne büyük lüksmüş. Anjiyodan sonra eve gelince, fiziki ve psikolojik yorgunluktan her yanım ağrıyarak, haşat gibi, uyumuş olabilirim en son.   

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
Be Sociable, Share!
Share

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

error: Content is protected !!