Gönül İşleri,  Hayata Dair,  Yeni Yayınlananlar

Sahnelenmemiş arya kalmasın

Dağılan parçalarını toplamaya kalksan, kaç asır sürer hepsini bir araya getirmek?

Kaç menzilde görev aldın, kaç top mermisi attın, kaç can aldın ki bunca yaralanıp hor görülüyorsun?

Artık tak etti diye mi bu eziyete tamam demen, yoksa iyice unuttun diye mi asil ruhunu?

Sorularım pek çok; ama cevap vermeye hazır değilsin. Pişman olmadan özür diliyor, gerçekten var etmeden hiçliğe karışıyorsun. Zaman zaman bir hayalle uyanan tatlı düşler, sonra sonra hiçliğin mahzeninde yitip gidiyor. Anca bir kadeh şarap bir tabak tapas kalıyor rüyadan. Güler yüzlü barmenin gözleri gözünün önüne geliyor da… Her akşam aynı saatte yan masaya oturan yaşlı adamın çözdüğü bulmaca da aklında da… Panathinaikos – FC Barça maçını izlemeye gelen kalabalığın yemeklere nasıl gömüldüğünü de anımsıyorsun da… Gerisi sislerin ardında belki var belki yok.

O tarihlerde, Güneş’e güneş’le uyanmanın, gece’ye tatlı rüyalar diyebilmenin bir anlamı vardı. Benim adım Güneş’in kızıysa bunun adı mutluluktu. Ertesi günün bir umudu, yaşanan her günün tatlı bir sedası vardı. O zaman öyleydi işte; ama tüm cümleler –di’li geçmiş zamanda kaldığına göre her biri şimdiki zamana yenik düşmüş. Hem de nasıl bir yenilgi… Süngülerin izinden gittiler diye mi, mayın tarlasından geçtiler diye mi bilmem; ama -di‘li geçmiş bile olamayan bir –miş’li geçmişte hapsolmuşlar.

Şu an var olmayan bir mutluluk, hislerden silinmeye çalışılan bir sevgi, boşuna bir bekleyiş. Bir oyunbaz hatırası. Eskici dükkânlarında unutulan bir fotoğraf albümü. İlk değilse bile son olsun dediğim bir kaybediş. Hepsi hepsi bu kadar.

İç çekişle ağlayan bir kadını sakinleştirmek ne kadar zorsa bu harabeyi tamir etmek de o kadar zor olabilir mi?

Seni tamamladığını sandığın o parça yine kayboldu ve parçalar bir araya gelmiyor artık öyle mi?

Her bir yanında bir başka suret, her surette kendini baştan tanımlamaya çalışıyorsun. Her birine sadece bir parçanı açtığın için mi her biri de yalnızca bir parça hayatında? Geri kalanı da başka yaşamlara dağılmış durumda.

O başka yaşamları kıskandığım oluyor. Bütünlemeyi başaramadığım sevgilerin ardından gözyaşı döküyorum akşamları. Birinde hevesim, birinde saflığım, birinde güzelliğim, birinde çirkinliğim kalmış. Her biri o kadarımla mutlu, ötesine ise hazır değil. Peki ben? O kadarıyla mutlu olamayıp her biriyle geri kalanı azaltmaya mı çalışıyorum? Biraz ondan, biraz şundan, azıcık da ondan der gibi… Yine de dağılan tüm parçaları birleştirsem bile o bütün olmuyor artık. O bütünü bulamıyorum.

Hep arıyorum sanırım. Gerçeği. Tamı. Tamamımı.

Benimle yola çıkmaya hazır bir tren ya da dumanını tüttüre tüttüre martılarla gezintiye çıkan bir şehir hatları vapuru. Razıyım.

İsmi, cismi, kimliği ne olursa olsun. İçimi gören bir çift göz, seslenmeden sesime gelen bir yürek. Hepsi hepsi bu.

Henüz sahnelenmemiş bir arya kalmasın. Kendinden geçirmeyen bir düş kurulmasın artık. El ele tutuşup caddeler arşınlarken, iki adımda bir durup dudaklarımız buluşurken olağandık da şimdi mi olasılıksızız? Ne garip bir oyunmuş bu. Sezonun bombası diye lanse edilip sıradan bir Salı günü prömiyer yapan… Bir sonraki Pazartesi ise sahnelerden kaldırılan bir oyun.

Olmasın, olmasın artık böylesi.

 

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 9.5/10 (2 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
Sahnelenmemiş arya kalmasın, 9.5 out of 10 based on 2 ratings
Be Sociable, Share!
Share

One Comment

  • gün ışığını seven

    Buğulu Gözler.

    Buğulu gözler vardır baktığında insanı paralar.
    Buğulu gözler vardır çoğu zaman insanı yaralar.
    Ve bir de sözler vardır o buğulu gözlerin size söylediği, ama sesli değil.
    Gözlerin içinden yüreğe akan sözler.
    Akarken yüreği yırtan sözler.
    Yırtarken gözlerinizi buğulandıran sözler.

    VA:F [1.9.22_1171]
    Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
    VA:F [1.9.22_1171]
    Rating: 0 (from 0 votes)

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

error: Content is protected !!