Cosmoturk'ten,  Gönül İşleri

Önce bir damla…

Önce bir damla düştü, sonra bir damla daha. Sağanak inmedi, hayır; ama ahmakıslatan kadar da belirsiz değildi. Şemsiyelerimiz çarpıştı, yüreğimiz kırıldı biraz. Göletler oluşuverdi hemencecik, bata çıka yürüdük yağmurla inatlaşırcasına. Paçalarımız ıslandı, düşlerimiz yıprandı. Güneş çıkar nasıl olsa dedik; göletleri kurutur, bulutları dağıtır dedik. Güneş çıkmadı bir türlü.

Önce bir damla düştü, sonra sıklaştı damlalar, sel yürüdü. O kadar çok esti ki rüzgâr, sımsıkı sarınmak fayda etmedi. Paltolar, bereler, hatta eldivenler, ne varsa tekrar indi dolaptan, bir güzel giyildi. Ama biz bahar geldi sanmıştık. Serçeler cik cik öter, ağaçlar çiçek açar olmuştu. Cemreler düşüveriyordu oraya buraya, biz de umutlanıyorduk işte kendi çapımızda. Hava geç kararıyordu. Işıl ışıl parlıyordu yapraklar, bembeyaz top top bulutlar dolanıyordu gökyüzünde. Güneş gözlüklerini çantamıza koyalım diye sözleşmiştik. Ama olmaz ki… Biz piknik yapacaktık, incecik gömleklerle sokağa çıkacak, papatya toplayacak, yakar top oynayacaktık.

Hani bahar gelmişti, biz bir de rejim yapacaktık yaza hazırlık niyetine. İlkbahar-yaz modasına uyacak, vitrinlerden soyunma kabinlerine mağazaları yerle bir edecektik. Şimdi gel de giy o beyaz keten minileri, yaka bağır açık dolaş dolaşabilirsen. Boğaz’da açık hava sefasıymış, nerde o günler… Ada’da bisiklet planları mı, yok canım daha neler…

Sanırım yine gafil avlandık. Sevdalandık, inandık. Deli doluyduk, daha çok toyduk. Kanıverdik işte, ne yalan söylemeli, inanıverdik tatlı sözlere. Ama bu sefer emindik, öyle sanıyorduk. Baharın sesiydi bu, biliyorduk. İnceden bir yağmur inecekti en fazla, bir yağmurluk, bir şemsiye, o kadarı yetecekti. Kışın bezginliğinden, kat kat maskeler altında yaşamaktan bunalmıştık. Öyle iliklere işleyen soğuklarla işimiz kalmamıştı. Hepsi geride kalmıştı, artık mutlu olabilirdik.

Hani bahar gelmişti, biz de aşık olacaktık… Hafif bir esinti, püfür püfür alacaktı aklımızı başından. Kendimizi baştan yaratacak, eski yaraları kar altında unutacaktık. Onlar da havaya, toprağa, nehirlere karışıp kaybolacaktı. Senin şaşkın ne yaptı? / Dağa kaçtı. / Dağ ne oldu? / Yandı bitti, kül oldu, diyecektik. Küller havaya savrulacak, gelincikler açacaktı otoban kenarlarında. Evet, biz aşık olacaktık. Yüzümüzde kocaman bir gülümseme, güneşe kucak açacaktık.

Önce bir damla, derken bir daha… İçimize doldu soğuk, aramızı açtı. Yollar kapanmadı belki; ama gelen giden olmadı. Dalda boyun büktü çiçekler, gonca güller küstü. Telefon hatları kesilmedi aslında; ama kimse de aramadı. Önce bir damlaydı, sonra okyanus… Ve şehir sular altında kaldı.

 

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
Be Sociable, Share!
Share

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

error: Content is protected !!