Seyahat

Halkidiki’den dönüş…

Cuma

Tatilin son tam gününe geldik işte.Lefki Ammos - 5

Alıştığımız adres, Lefki Ammos. Sarı yumuşak ekmek içinde hamburger ve cipsle geçiştirilen öğle yemeği, denizde cupcup ve okuduğum kitaplar da bitince biraz uyku biraz sohbet biraz etrafı seyretmece…

Malum Cuma, Lefki Ammos’ta Happy Hour en kalabalık halinde. Kızlar sıkılınca kalktık; ama danseden bir yanım kumsalda kaldı 🙂

Lemonis’ten dondurma alıp üstümüzü değiştirmeye otele döndük. Yarım top bademli ve yarım top fıstıklı aldım; toplar o kadar büyük ki hepsini yiyemedim, bana çok da şekerli geldi tadı.

Yemeğe gitmemiz gecikince akşam tekrar Afytos’a gitme hayalim de suya düştü. Bakalis‘te farklı bir salata yedik, içinde mısır ve kavrulmuş fıstık da vardı roka ve domatesle birlikte. Peynir topları yine güzeldi, mücver ise Afytos’ta yediğimiz gibi olmasa da iyi geldi tzcaki ile birlikte. Kızlar yine barbun yediler, ben de kremalı sarımsaklı makarna söyledim. Gelince gördüm ki kırmızı yeşil biberler de var içinde ve boyutu yine birkaç kişilik. Makarnayı bitiremediğim gibi tatlıdan da yiyemedim. Üzümden aldım sadece birkaç tane.

Tam hesabı ödeyecekken üç gün önce karşılaştığımız çocuk geldi, ellerinde yine anahtarlıklarla. İsmi Emrah’mış. Annesinin ismi Kibariye. 5 kardeşler, en küçükleri bir kız bir erkek ikiz. Emrah 6 yaşında, Yunanca biliyor, 10’a kadar sayabiliyor. Yanımızdaki masaya oturdu, sohbet etmeye başladı bizimle. Saati sordu, daha 1 saat daha çalışırmış. Ne kadar kazandın, diye sorduk, saymadım ki, dedi. Hayırlı işler dileyerek uğurladık onu da geceye ve otele doğru yürüdük.

Cumartesi
Saat 10:00’da odayı boşaltma ve checkout, 10:30’ta plajdaydık. Yine Lefki Ammos. Diğer yerler rezerve diyerek plajın sonunda ve en arkada bir şemsiye gösterdiler. Demek ki Cuma ve haftasonları çılgın bir hal alıyor burası. Bir sürü kişi şimdiden dönmek zorunda kaldı.
Daha kimseler gelmemişken kendimi denize attım; öyle güzeldi ki. Hafif dalgalı ama dupduru ve serin… İçinde saatlerce kalıp arınmak istedim – dün gece rüyamda görüp bu sabah aklıma düşen birşeylerden ama bu başka bir yazı (hatta kitap) konusu…
Öğlen Pefkochori’de tavuk döner yiyerek öğle yemeğini geçiştirdik, yoldan kahve alıp İskeçe’ye doğru gitmeye başladık. Amacımız akşam Semaların köyünde konaklamak ve Pazar sabahı da erkenden yola çıkarak İstanbul’a dönüşümüzü rahat bir şekilde gerçekleştirmek.
Iskece - 1
İskeçe’ye geldiğimizde güneş henüz batmamış, akşamüzeriydi. Meydan’da (Platia) oturup kahve içtik.. Kahve söyledim yine orta şekerli. Bu sefer şekerli geldi, yanında kurabiye ile. İskeçe’de Gökçeler köyünden hemen sonra Yelkenciler Köyü’ne geldik. Semoş’un annesi akşam yemeği için bizi bekliyordu, neler yoktu ki sofrada… Ellerine sağlık diyerek yumulduk. Her şey iyi hoş da ev yemeği gibisi de yok galiba…

Pazar

Sabah 6’da kalkıp yollara düştük, Gümrük’te ve Tekirdağ yolunda trafiğe takılmadan gelmek için…  Şarköy Çiftlik’te kahvaltı da edip öğlen saatlerinde evdeydik.

Bir Halkidiki gezisi de işte böyle noktalandı, güzel hatıralar bırakarak…

Diğer seyahat yazılarına da göz atmak isterseniz…

 

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
Be Sociable, Share!
Share

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

error: Content is protected !!