[Dar]Alanlar

[Dar]Alanlar

Birdenbire

Birdenbire

Katlanır sandalyem ve kırmızı termosumla yine sahile geldik bu sabah. Hava güzel olacak diyorlardı; ama buluttan görülmüyor henüz. Neyse ki çayım var, sıcacık içerim şimdi. Yerlerde çiğ taneleri, çimler ıslak, çınarın gölgesine düşmüş kahverengi yapraklar ıslak, havada damlacıklı bir güz kokusu var. Köpeğini gezdirenler, kendini gezdirenler, oturduğu yerden gözlerini gezdirenler, bisiklete ya da martıya binenler, bir de kahvaltı edenler…

Hepimiz toplanıp geldik işte, Ekim’in son hafta sonuymuş, günlerden 24 Ekim. Güzel bir gün. Böyle bir günde her şey olabilir, salgın olmasa seyahate çıkılabilir mesela ya da arkadaşlar arasında küçük bir kutlama yapılabilir – artık bahanesi ne olursa. Yeni bir kitaba başlanılabilir bugün, bol kakaolu bir kek pişirilebilir. Bugün güzel bir gün, inanıyorum ben. Keyifsiz kalktım ve o halime rağmen buralara kadar geldim mesela. Bu müthiş bir şey, farkında mısın… “Yaşam Becerileri” kursundaymışım gibi hissediyorum bazen, o kadar çok şey deniyorum ki, küçük küçük mutluluklar buluyorum. Hatta bu anlarımı, bu anlarla ilgili kareleri, hoşuma giden müzikleri/kitapları/videoları paylaştıkça fark ettim ki insanlar da hoşlanıyor bundan. “Bayılıyorum, içim açılıyor, mutluluk veriyorsun” diyor biri, “hepsi içimi açtı, nereden buluyorsun bunları” ya da “senle yeni şarkılar keşfediyorum” diyor bir başkası. Ben de mutlu oluyorum tabii, nasıl olmayayım… 😊

Bu sabah da işte, sandalyemi açtım, çantamı üstüne bıraktım ve yaprakların fotoğrafını çekmeye başladım. Kendi kendime eğlencem bu. İçimde bir duygu uyandıran her kareyi yakalamaya çalışıyorum, çok da abartmadan tabii. Elimden telefon düşmeyecek noktaya gelmeden… Fotoğraf faslı bitince çay koyuyorum kendime ve etrafı seyretmeye başlıyorum. Bugün bilerek kitap getirmedim, biraz çevreme bakmak istedim. Salgının bize biçtiği izole hayatlarımızda ne kadar az insan görüyoruz artık… Annemin dediği (ve benim yıllardır kulak asmadığım) gibi “evde de okursun, biraz etrafına bak!” Hiç de fena fikir değilmiş annecim, sözüne geldim işte. Koskoca dünyanın bir salgına kurban edilmesi gerekmiş bu noktaya gelmem için… Yazık…

Neyse, sabah sabah Covid-19 depresyonuna girmek istemiyorum. Zaten o kadar çok konu var ki dert edinecek… Şu an sadece yanımdaki ağaca konup kalkan kargalar, yoldan gelen araba sesleri, denize açılan yelkenliler, az ilerideki çiftin mutluluk dolu kahvaltı sofrası ve göğün açık gri bakışları altında hayata kaldığımız yerden devam etmeye çalışan bizler… Dertlenilecek konulara isyan ederek koşan, yürüyen, bisiklete binen sayısız insan. Bizlere hiç aldırmadan zaten hayatına her zamanki gibi devam eden su kuşları, kediler, dalgalar, ağaçlar… Aklımdan geçen, Orhan Veli’den bir şiir:

Her şey birdenbire oldu.

Birdenbire vurdu gün ışığı yere;

Gökyüzü birdenbire oldu;

Mavi birdenbire.“

Belki de hayat bizim algıladığımız kadar karmaşık değildir, diye düşünüyorum o an. Belki de hayata anlamlar yükleyen ve onunla kavgalar eden bizizdir karmaşık olan. Ya da biz de gayet basit yaradılıştayızdır da her şeye anlam yükleme merakımız başımıza türlü türlü işler açıyordur. Kim bilir, belki şu kısacık an, tek başına sahilde böyle sakince oturabilmek, dünyanın diğer ucunda bir kız çocuğunun tek hayalidir. Kim bilir….

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 10.0/10 (1 vote cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
Birdenbire, 10.0 out of 10 based on 1 rating
Share


Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

error: Content is protected !!