• Hayata Dair,  Seyahat

    Haftasonu Amsterdam

    Çiçekli büyük kumaş çantama dün akşam tıktığım pijamalarım, birkaç tshirt, sweatshirt ve kotla birlikte yollara düştüm yine. Bu sefer istikamet, Ayşe’ciğimin yaşadığı güzel şehir Amsterdam. En son 2006 senesinde gezmeye gittiğim (Bkz. eski yazılar Sular Ülkesi I  ve  Sular Ülkesi II: Amsterdam’da); sonrasında geçen sene sadece 1 gece kalacak şekilde, iş için gidebildiğim yer. Güneşi benim standartlarıma göre az da olsa, burada yaşarım ben arkadaş, diyebileceğim bir Avrupa şehri. Sabah erkenden havalimanına doğru yola çıkıp, pasaport, güvenlik kontrol, lounge’da magazin keyfi derken “lütfen kapıya gidiniz” anonsu ile Amsterdam uçağımın beklediği kapıyı buldum, bir süre bekledikten sonra da cam kenarındaki koltuğuma yerleştim. Yaklaşık üç buçuk saatlik yolculuğun ve neyse ki kısacık vize…

  • Cosmoturk'ten,  Seyahat

    Sular Ülkesi II- Amsterdam`da

    Sular ülkesindeki gezi boyunca gök yüzünü sıklıkla astı; ama sağanaklar yağmadı neyse ki. Amsterdam, yürümesi güzel bir şehir, onu anladım, hatta kaybolması bile güzel. İnsanın tüm sokaklara girip çıkası geliyor. Sonra kanallar, kanalların kenarında sıralanan rengârenk daracık evler, oteller, cafe’ler… İnsanlar nasıl yaşıyor burada dediğim ama perdesiz camlardan her türlü konforla yaşanıldığını gördüğüm su üstündeki sal evler; botaniğe duyulan müthiş meraktan mıdır bilinmez her yerde saksılar, çiçekler, bitkiler… Ki ne güzel çiçekler var, özellikle de sümbüller ve laleler. Harika bir botanik bahçeleri var, çiçek müzesi de diyebiliriz sanırım. Yılda yüz binlerce turistin ziyaret ettiği, bahçe düzenlemesi anlamında bütün inceliklerin sergilendiği görsel bir ziyafet… İnsanı sürekli fotoğraf çekmeye şevk eden harika…

  • Cosmoturk'ten,  Seyahat

    Sular Ülkesi I

    Bazen bir panayırda bulursunuz ya kendinizi… Hani en beyaz suratlı palyaçolar ve en hızlı sihirbazlar karşınıza çıkıp dururlar. İp cambazları gafil avlar sizi, çığlıklar atarsınız oturduğunuz yerde. Bazen her şey üst üste gelir de basıp gitmek istersiniz ya, içinizi paramparça eden şeyler vardır muhakkak ve her gün karşınıza çıkacağından emin olduğunuz sirk kaplanları… Hava değişimi iyidir, derler, arkadaşlarınız. Sizin için endişelenmektedirler. “Tebdil-i mekân” çalmaktadır zaten radyonuzda. Yola düşmenin vakti gelmiştir. Bana da öyle oldu işte. Bir bahar sabahı kendimi sular ülkesinde buldum. Havaalanı ne büyüktü, yürü yürü bitmedi. Ve vize kontrolü tabii ki oldukça can sıkıcıydı. Bir kez daha yeni dünyanın güya uygar ama her zamankinden daha önyargılı bakışları altında…

error: Content is protected !!