Cosmoturk'ten,  Seyahat

Split

Split’te ilk gün hedefimiz Brač adası. İlk kez denize girdiğimiz Lovrencina Bay muhteşem. Burdan araba iner mi dediğimiz bir yerden indiğimiz koysa bakir, sakin, kendi halinde.

Ortaçağdan kalıntılar, çam ağaçlarının gölgesi, hafif hafif çalan lounge müzik… Öyle bir dinleniyoruz ki. Hiç gidesimiz olmasa da feribotu yakalamak için belli bir saatte kalkıp adanın Bol tarafına geçiyoruz. Biraz market alışverişi, pizza yemece sonrası Split’e dönüş.

Split’e gelince ilk iş eşyalarımızı toplayıp bu akşam ve yarın akşam kalacağımız yere geçmek oldu. Eski şehirde, turist merkezinin yanında, katedralin karşısında şipşirin bir odamız oldu. Yine odamızı çok sevdik. Old Town’da kalmanın güzel yanı her yere kolaylıkla ulaşmak, hele de 2 gün kalınan bir yer için her şeyin merkezinde olabilmek; zorluğu ise park problemi. Arabaların girmesi yasak olunca, yürüme mesafesi, ucuz (ya da mümkünse bedava) park yeri aramak için epey uğraştık diyebilirim; ama bulduk da sonunda.

Split’teki ilk akşamımızda sürpriz, hemen önümüzde tarihi meydanda başlayan canlı müzik oldu. Pencereleri açıp canlı müzik eşliğinde hazırlandık ve akşam yemeğini Riva denilen sahil boyunda bir restoranda yedik. Split’teki ilk gecemiz şerefine bol bol resim çektik, sonra yemeğin ve havanın ağırlığıyla yorgun düşüp odaya döndük.

Split’te ikinci günümüz, günlerden Pazar. Sabahın altısında çan sesleriyle uyandık, kahvaltı edip daracık sokaklarda balkon-taş ev-yeşil panjur-saksıda çiçek resimleri çektik.

İlk gecede kendimizi içinde bulduğumuz labirent gibi sokaklara bir şekilde aşinalık kazandık sanırım, kaybolmak bir yana dönüp dönüp aynı yerde bulduk kendimizi. Bugün hedefimizdeki ikinci ada Hvar. Bu yüzden öğle saatine doğru Split pazarını da gezdikten sonra Hvar için katamaranımıza bindik. Hvar’a varınca, sahilde katamarandan inenleri onlara oda kiralama umuduyla bekleyen onlarca vatandaş arasından geçip fotoğraf çeke çeke plaj aradık.

Büyük bir oteli geçip, şezlonglu falan güzel bir plaj bulduk kendimize. Şezlong çok mühim Hırvatistan‘da; çünkü adına plaj denilen çoğu yer aslında kayalık. Herkes kayalara havlu atıp güneşleniyor, bizim bildiğimiz kumsallar çok az.

Plajın yakınında akşamüstü keyfi yapmak içen birebir bir mekân vardı, bembeyaz döşenmişti, hamaklar vs. Tabii bizim feribotumuz adanın öbür yakasından kalkacağı için akşamüstü otobüsünü yakalayıp Stari Grad’a geçmemiz gerekti. Otobüs tam şenlikliydi, ben neyse ki Rumelihisarüstü otobüslerinden kazandığım beceriyle otobüs sırasında avantajlı bir noktada durup ikimize yer kapabildim ama ayakta kalan çoktu. (Ayakta kalanlardan biri de tüm yolculuk boyunca aklımıza kazınan bir yakışıklıydı. Yer verse miydik acaba?) Hırvatistan’da otobüs bileti 25 kn yani 7,5 lira kadar, feribot da iki kişi 94 kn yani 28 TL kadar tuttu. Stari Grad‘da şöyle bir yürüyünce gözümüze çok özel bir kare takılmadı; ama tesadüfen çok çok beğeneceğimiz bir restoran bulduk. İsmi Konoba, kesinlikle tavsiye ediyorum.

Restoranın hem yemeklerinden memnun kaldık, hem sokak arasında avlu gibi noktada kendi halinde olmasını sevdik, hem dekorasyonunu. Hem de yemeğimiz süresince elinde oyuncak gitarıyla etrafımızda koşuşturan 4-5 yaşlarında çocukla arkadaş olduk. Feribotla Split’e dönerken İspanya maçı vardı, biz de maçı izlerken kahve croissant keyfi yaptık. Odamıza geldiğimizde yine canlı müzik başlamıştı sokakta, keyifle onu dinledikten sonra biz de sokaklarda kısa bir tur attık ve şehre veda ettik.

Split’e veda etmek kendi adıma zordu; çünkü iki günümüzde de adaya gittiğimiz ve her iki ada için de ulaşım epey vakit aldığı için Split’e tam doyamamıştım. Split hem tarih kokan, hem kendi halinde, henüz turizm sarhoşluğuyla körleşmemiş, cıvıl cıvıl bir kent. Sokaklarında yürümesi çok keyifli, insanları kibar, şehir çok çok temiz.

Diğer yandan bir sonraki sefere doğrudan adalarda konaklamayı da ciddi olarak düşünüyorum. Özellikle Hvar’a bizimle birlikte gelenler arasında çok sayıda insan bavullarıyla konaklamaya gelmişti belli ki. Hem günübirlik gidince otobüs-katamaran-feribot saatlerinde yaşanılan vakit kaybından da bu şekilde kurtulmak mümkün olabilir, hem de gerçekten güzel yerleri var. Brač’da da keza özellikle gidemediğimiz adanın Bol kısmındaki Zlatni Rat (Golden Horn) plajı çevresinde güzel tesisler olduğunu tahmin ediyorum. Orada da konaklama düşünülebilir.

Split için ilk notlar bu kadar. Yazı dizimiz Karadağ (Montenegro) ile devam edecek 🙂

 

Diğer seyahat yazılarına da göz atmak isterseniz…

 

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 10.0/10 (1 vote cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
Split, 10.0 out of 10 based on 1 rating
Be Sociable, Share!
Share

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

error: Content is protected !!