Hayata Dair

bir günbatımı daha

Bir gün batımını daha sensiz izledim. İlk kez olmuyor bu, o yüzden söylemedim. Son kez de olmayacaktır, buna da eminim. Pek o kadar dip dibe ilişkiler aradığımdan da değil Ama bir kez daha güneş battı ve yanımda değildin. Ne sitem ne kinaye, olduğu gibi gerçek işte. Biliyorum aynı şey değil, benim baktığımla senin baktığın, senin… Read More bir günbatımı daha

Share
Hayata Dair

Fotoğraf

Bazı şeyleri fotoğraflayamıyorsun. Sadece makinenden ya da senin fotoğraf becerilerinden de kaynaklanmıyor üstelik. O yaşadığın kare aynı şekilde sığmıyor hiçbir kadraja. Belki gözbebeklerine birer mercek yerleştirsek ya da kalp atışlarını kaydedebilsek. Hislerinin sözlüğü olsa elimizden; tutsak ellerinden, sıcaklığını hissetsek ve kulakların olsak tabii ki – tüm sesleri biz de duysak – ve sonra o an… Read More Fotoğraf

Share
Hayata Dair

Domates güzelinin mektubu

Bu bir domates çekirdeğinin hikayesi ya da apartman çocuğu Nilly’nin bir şehir bahçıvanına dönüş öyküsü. Her şey canım arkadaşım Nilü’nün teyzesine yaptığımız haftasonu ziyaretiyle başladı. Çatalca’da çiftlikte yaşayan teyze ve enişte, uzun yıllar önce İstanbul’a veda edip toprağı sürüp, tavuklarını besleyip, ağaçlardan elma erik dalından domates biber topladıkları bir hayatı seçmişlerdi. O kısacık iki günde… Read More Domates güzelinin mektubu

Share
Hayata Dair

İçimdeki karanlığa

Kızdığında ve bağırdığında ya da kızıp ağır cümleler kurduğunda en çok kimi yaralıyorsun, biliyorsun değil mi? Kendini. Aslında biliyorsun değil mi, çok kırılgan ve hassas bir yanın acı çektikçe çıkıyor ortaya bu kızgınlık. Ne kadar durdurulamaz olduğunu biliyorum. Ne kadar haklı hissettiğini. Seni anlamadığımı düşünme, tam tersine çok iyi anlıyorum. Sakin yaradılışımın yanında öfkeli bir… Read More İçimdeki karanlığa

Share
Hayata Dair

gün batımı

Sanki bir ressam her gün batımında paletinden farklı bir renk çıkarıyor ve göğe boca ediyor gibi… O renkler bulutlardan, kuşların kanadından, rüzgarın ellerinden kayıp ağaçların, nehirlerin ve sevgililerin üzerine yağıyor. Sarıyla turuncusu maviyle grisi birbirine karışıyor. Öyle bir geçiyor ki zaman, gün geceye doğuyor. Öyle bir özlüyor ki insan, şehirler hep sen kokuyor.

Share