Hayata Dair

Mahitab Abla

*

Mahitab Abla 72. yaşgününü geçen ay kutladı. Ensesinde kesilmiş gri beyaz saçları, sırtında son 10 senedir taşıdığı hafif kamburu ile yürüyor. Gençliğinden beri Cumhuriyet gazetesi okur. Eşi Ziya Bey öldükten sonra da her sabah bir Cumhuriyet, bir de fırından taze ekmek almaya devam etti.

Sofra kurmayı çok sever Mahitab Abla. Sekiz yıldır yalnız başına yaşıyor ve kapısı ekseri bayram öncesi ya da ertesi çalınıyor olsa da kendine de güzel sofralar kurmayı sürdürür.

Sabah kahvaltısı en sevdiği öğündür. Bol yeşillik yıkayıp domates, peynir, salatalık, bazen köy biberi ve mutlaka az tuzlu sele zeytinle eder kahvaltısını. Çay müptelasıdır bir de. Demliğe bir kaşık dökme Rize çayı koyuyorsa bir kaşık da yabancı çaydan koyar, iki üç tomurcuk da karanfil atar içine ki aradığı tatlı buruk lezzetle o ahulu koku sabahını aydınlatsın. Bilinler bilir, Mahitab Abla’nın çayının tadına doyum olmaz.

Çayını cam bardakta içmeyi sever. Hem göze hem damağa hitap etmeli der. Koyu kırmızı parlak rengine hastadır çayın, nasıl kupadan içsin… Buna tek istisna, her saabah yürüyüşünün ardından Belediye’nin tesisinde denize karşı oturup kağıt bardakta içtiği çay ya da kırk yılda bir eşi Ziya Bey’i de anarak söylediği sütlü kahvedir. Türk kahvesinin yerini tutmaz belki; ama hayat arkadaşıyla karşılıklı içtikleri günlerin hatrına bazı günler bu hazır kahveden içesi gelir işte.

Mahitab Abla bugün de sabah kahvaltısını yaptıktan sonra evden çıkmış, ağır adımlarla yürüyerek Caddebostan sahiline gelmişti. Tam 10:00’da, D vitamini saatinde yani, çay bahçesinden  demli çayını alıp sandalyesini yarı gölge yarı güneş bir yere çekti ve  tshirt’ü ile şortunu çıkarıp çeyrek asırlıkmavi mayosuyla güneşlenmeye oturdu. Ayaklarını uzattığı ikinci sandalyede bez çantası içinde gazetesi ve bir saat sonra alması gereken ilaçları da vardı. Bacaklarını sandalyeye uzatıp  gazetesini okumaya başladı. Hazır yaşlanma telaşına girmişken, bu yaşta ben nerede nasıl olurum diye düşünmekten alıkoyamadım kendimi.

Maskot, uzun sarı tüylü sevimli köpek de Mahitab Abla’yı görür görmez durduğu yerden kalkıp gelmiş ve yanına oturmuştu. Maskot’un ne kadar mutlu olduğu belliydi. Kuyruğu keyfinden pıt pıt yere vuruyordu. Her gün buralarda gezinen hayvanları doyurmak için bisikletiyle gezen adamın geçerken bıraktığı kemiğe bile koşmadı. Başını çimlere gömüp kuyruğunu sallamaya devam etti. Kemikli eti gören karga sürüsü oraya doğru seyirtince ise bir anda atılıp onları kaçırmaktan geri durmadı. Onların uzaklaşmasını izledikten sonra da ağır hareketlerle kemiğe yaklaştı ve kıtır kıtır parçalayarak öğle yemeğini mideye indirmeye başladı.

Mahitab Abla arada arkasına dönüp Maskot’a gülümseyerek bakıyor, sonra gazetesine geri dönüyordu. Ağaç altının gölgeli rehavetinde çay içip kitap okuyanlar, sohbete gelmiş kırk yıllık arkadaşlar, bebek arabasını çimlerin üstüne çıkartıp kendine gölge bir köşe arayan anne,  bir de kulaklığında aşk şarkıları dinleyen müzmin bekar bendeniz.

*

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
Be Sociable, Share!
Share

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

error: Content is protected !!