Kutlarım! Büyük çoğunluğun senin doğru bildiklerini çöp etmekle meşgul olduğu yerdesin. Doğruyu yapmanın ve söylemenin suç sayıldığı ülkeye hoş geldin!
Ters yönde haksız yere senin üzerine gelip bi de üste çıkıp sana el kol işareti yapan terbiyesizlerin, dört yol ağızlarında ve köşebaşlarında durup yolu tıkayanların, sen buna laf edince de seni yuhalayanların mekanına, haklıyken haksız çıkarılanların memleketine hoş geldin!
Çok eskiden yurtdışından gelen bir arkadaşımla Kadıköy’de gezerken bana kaldırımlardaki yarı küre şeklindeki beton çıkıntıları gösterip “dikkat et, ayağını çarpma” demişti. “Bunlar neden var, tehlikeli değil mi?” diye de sormuştu. Bilmiyor ki, park etmek yasak yazsan kimse yazıyı okumaz, okusa da kaale almaz, tabela koysan işe yaramaz, bant gersen ya da esnek trafik konilerinden koysan hiç faydası olmaz. Anca çıkamayacağı yükseltiler olmalı ya da duvar falan örmelisin ki oraya park etmesin arabasını.
Akşam trafiğinde evine ulaşmaya çalışırken sokağına dönemiyorsun çünkü sağda ve solda hem de köşebaşında park etmiş arabalar. Bir de okul servisi var köşede, dörtlüleri yakmış, öylece durup bakıyor, ne ileri geri almak var ne bir şey. Laf edince de “senin çocuğun yok mu, okul servisiyim” diyor. O kadar rahat ve emin ki bir yanlışı olmadığına. Üstelik çocuğum varsa benim de buna kesinlikle hak vermem gerektiğine inanıyor. Hak vermiyorsam kesin zalim falanımdır. Bilmiyorlar ki ben trafiğe mani olmamak için gerekirse iki durak öteye park edip çocuğumu okuldan almaya yürüyerek gidebilecek biriyim. Bu hep ben haklıyım’larla büyütülüp şımartılmadım ki ben.
Burası, hiçbir şey değişmeyecek bile olsa haksızlık yapan, kural ihlal eden, yanlış yapan herkese ısrarla kızdığım ama bunu şikayet edebileceğim (ve bunun için gerçekten bir şey yapabilecek) kimsenin olmadığını bildiğimden acayip yalnız hissettiğim bir yer. Doğduğum, büyüdüğüm, yaşadığım, kendi kendimi yiyip durmak dışında bir şey yapamadığım ve çok bunaldığım…
İçim de şişse, kafam da atsa burası hakkımı helal etmediklerimin cenneti, benimse kabusum.
