Cosmoturk'ten,  Gönül İşleri,  Hayata Dair

Kendi sağanağım

Araba kullanmanın en güzel yanı kafan attı mı basıp gidebilmek. Neresi fark etmeden, kimseye hesap vermeden, bazen sevdiğin yollarda bazen de bilmediğin sapaklara saparak gitmek güzel. O basıp gidişlerde de müziği sonuna kadar açıp avaz avaz şarkı söylemek.

“Gücün var mı sevgilim, derin sularda inci tanesi aramaya… Cesaretin kaldıysa hâlâ benle aşktan konuşmaya…”

Sağanak yağmur var; ama beni daha da keyiflendiriyor yağmur. Yağsın, daha çok yağsın istiyorum. Önümdeki arabanın farlarını zorlukla seçebileyim, rüzgârla gök gürültülerinin uğultusunu arabanın içinde bile duyabileyim.

“Söyle canım sevgilim, hayat bize oyun oynuyor olabilir mi… Yorgun gibi bir halin var, duyguların karışık olabilir mi…”

Sağanak bir yağmur var. Yol yapım çalışmalarının da etkisiyle tek şeride inen köprü trafiği felç olmuş. Burada kaç saat bekleriz, umurumda değil. Ben böyle de mutluyum.

Rüzgârda arabanın altında güm güm atarken köprü, durduğun anda daha da iyi hissederken bu sallantıyı, yağmur seli buğu gibi yükselirken arabaların arkasından, gece lambaları o buğuda pastel renklerde silikleşirken, ben her şeyin ötesinde düşüncelerdeyim yine. Kıtaların arasında, dünyanın merkezinde, kalbimin derinliğinde, özlemin açmazında, yağmurun sarsıntısıyla kendi sağanağımın arasındayım.

“Sil baştan başlamak gerek bazen, hayatı sıfırlamak… Sil baştan sevmek gerek bazen, her şeyi unutmak…”

Şarkılarla bastırıyorum içimdeki isyanı. Ben de eşlik ediyorum bir süre, sonra susuyorum, öyle durgun ve anlayışlı.

Sadece benim, arabada, gece yarısı şehir kalabalığında… Benim o. O gördüğün… Ama O’nun hiç bilmediği halim.

Geceyle yağmur birbirine bu kadar yakışırken, bulutların kapladığı koca gökyüzünde ne bir yıldız ne de dolunayı göremezken… Sevdiğine ulaşamazken bir türlü, en ummadığın anda senden uzaklaşırken… Sadece istediğinde gelip bir anda yitmeyi severken o… Bekleyen benim geri aramasını.

Tek bir ses için bekleyen bu yürek en azına razı olacakken, o da sessiz bir kaç sözcükken çoğu zaman… Yine de o bile yoksa… Olmadığı için de cevapsız bir arama ya da bir ileti onun boşluğunu büyütürken…

Sen onun için her daim mevcutken ve o senin yoklama listende varla yok’u yaşatırken… Sen onun hayatında söz hakkın olmadığını bilerek büyük bir özgürlük vahası yaratırken; O ise gelip geçtiği bu moteli çok da kayda değer bulmazken…

Yine de sevmekse adı, sen de sevmişsen… Sevmeden kaçış ya da dönüş yok… Kendine kurallar koysan da istediğin kadar güçlü olsan ya da uzak dursan da…

O o ya ve sen de sensin.

Onu sevdin, sen de biliyorsun.

İnkâr da etsen onun yüzüne ya da başkalarına ve en çok kendine…

Hiçbir şey değişmeyecek.

Bu ben yine bildiğini okuyacak.

Sevdiğini sevecek – her şeye rağmen.

* Bu gece bana eşlik eden “Sil Baştan” için Şebnem Ferah’a teşekkürler…

 

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
Be Sociable, Share!
Share

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

error: Content is protected !!