Hayata Dair

İç mırıltısı gibi sözler

Bu aralar beynimi didikleyen kelimeler var. Bunu bir iç mırıltısı gibi de düşünebilirsiniz.

Kayıp, kaybetmek ve kaybolmak. Bebeğini kaybetmek, kendini kaybetmek, fiziken kaybolmak, düşüncelerinde kaybolmak, bağlarını kaybetmek, inancını kaybetmek, umudunu kaybetmek, belki geri döner hissi de bırakarak açık denizde kaybolmak, el sanatlarının yavaş yavaş kaybolması, alışkanlıkların kaybolması, benliğini kaybetmek, kayıp çocuklar/gençler, kayıp hazine. Yitirmek ve yitmekle de eş anlamlı olmalı ama ben nedense “ellerimin arasından kayıp gitti” der gibi, kayıp kelimesiyle karşılaşıyorum zihnimde sürekli.

Bir diğer kelime de kopmak. Bir nevi kopuş, işten kopmak, bağlarını koparmak, hayattan kopmak. Hadi gençler kopalım, dedikleri yerle bu kopuş arasında uçurumlar var. Yakında konuştuğunuz arkadaş ayrılığındaki gibi eski arkadaşlardan kopuş da var, 20 yıldır devam ettirilen iş hayatından kopuş da söz konusu, kimliğinden hatta – ki o da özel bir kelime, hangi kimlik, kim? – ve kopuş hem yalnız bırakan hem de özgürleştiren bir süreç gibi, bu şirkete bağlılığım bitti, yerine ne gelecek. Daldaki yapraklar nasıl kopup gidiyorsa biz de nelerden kopuyoruz, kopmalıyız? Bağımlılıklarımızla yanyana yürüyor bu kopuş.

Kimliğim, bu kopuşlarla ve kayıplarla nasıl tekrar can bulacak? Ben kim olmayı seçeceğim ve bunun için neleri kaybetmem, nelerle bağımı koparmam gerekecek? Böyle sorulardayım bu aralar.

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
Share

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *