Hayata Dair

2 Ocak Pazartesi

Bazen ne kadar zor anımsamak, 5 yıl önce yaşadıklarımı ya da birkaç hafta öncesini…

Bir kısmını unutmuşum, bir kısmı anlamsız geliyor, bir kısmı derin izler bırakmış ve capcanlı, bir kısmını silmişim bile isteye…

Bir yıl biterken, insan daha çok düşünüyor, enine boyuna çekiştiriyor, bir öyle bir böyle bakıp takvimin sayfalarına çentikler atıyor.

Bir yıl biterken, insan yorgunluklarını fark ediyor; bu yıl en az 10 yıl yaşlandığını kabul ediyor mesela.

Her kara sayfada bir yaş daha yaşlanarak, biraz daha yas tutarak, saçları ağarıyor.

Yaşananları sindiremediği, bütün bunlar haksızlık dediği onlarca olay takvim sayfalarında yerini alırken, o bütün bunları hangi rafa kaldırabileceğini, hangi etiketle sınıflandıracağını bile bilemiyor.

Nereden nereye…

Hayal kurup iyi bir gelecek hayal eden çocuklar, gençlerdik biz oysa.

Daha düne kadar düşe kalka da olsa yürüyorduk, geziyorduk, görüyor ve seviyorduk. Kızıyorduk bir çok şeye, neden kızmayalım; ama geçiyordu. Bir şekilde yaşıyorduk.

Şimdi, bir şekilde bile yaşanmıyor, bazen nefes bile alınmıyor, öyle bir endişe kaplıyor ki içini, serinkanlı olmak güçleşiyor.

Kaç can… Sayılmıyor bile. Kaç masum insan…

Tahammül sınırları zorlanıyor, gözyaşları tutulmuyor, ana haber bültenlerini izlememek bile yetmiyor.

Acı ve acı… Ne çok acı yaşıyor ve yaşatıyor insanoğlu.

Bunca acıyı affetmek mümkün mü… Bunca acıyla beslenen topraklarda filiz vermek kolay mı…

Neyin var dediklerinde, cevap bile veremiyorum.

Aynı lafları söyleyip insanları daha da üzmek istemediğimden, hiiç, diyorum. Hiiiç, öyle işte.

Neden gelmiyorsun, dediklerinde, içimden gelmiyor, diyorum.

Bu kadar duyarlı biri için bu dünyada nefes almak bile ne kadar güç, bunu anlatmaya çalışmıyorum bile.

Kendimi onaracak sözler arıyor, şifa için müziğe ve dansa, mum ışığına ve çocuk kitaplarına sığınıyorum.

Böyle bir akşam işte, yeni yılın ilk Pazartesi gününden, istemeye istemeye de olsa, kendime verdiğim sözü tutarak, uzun bir aradan sonra tekrar, gerçekten hissettiklerimi yazmaya başlıyorum.

 

Not: Yazıda kullandığım fotoğraf Jean-Francois-Monier’e ait ve Time.com tarafından yılın en iyi fotoğrafları arasında yer almış. minik zürafa Kenai’nin annesi Dioni’yi öptüğü bu fotoğrafta Kenai sadece 6 günlük.

 

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 10.0/10 (1 vote cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
2 Ocak Pazartesi, 10.0 out of 10 based on 1 rating
Be Sociable, Share!
Share

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

error: Content is protected !!