• Cosmoturk'ten,  Hayata Dair

    Baharın Vertigo Hali

    Sahne 1. Başım dönerken Evet, dünya dönüyor dönmesine de ya senin de başın fırıl fırıl dönerse nasıl olur? İçmeden sarhoş olmak gibi eğlenceli olur, deme, hiç öyle olmuyor. Bir terslik varmış gibi; ama tam da ne olduğu belli değil gibi. Sen sabit durduğunu zannederken etrafındaki nesneler hareket edermiş, ayaklarının altında yeryüzü de adım atar, sağa sola çekermiş gibi, direksiyonu kırarken başın da ağır ağır o yana kıvrılırmış gibi. Hafif hafif bir mide bulantısı gibi, durup dururken nane limonsuz gün geçiremez gibi. Yeni yeni huylar ediniyorsun sonra. Mesela bir boy aynası olmalıymış her evde, bunu anlıyorsun. Arkana bile dönemiyorsun, fazla eğilip kalkamıyorsun, başını döndürmen, boynunu hareket ettirmen yasak. Banyodan çıkarken saçını…

  • Cosmoturk'ten,  Hayata Dair

    Dalmışım

    Bundan bir buçuk sene kadar önce durup dururken dünya döner oldu, sevdadan değil, vertigo olmuşum. Yürürken sağa sola savruluyorum, duvara tutunuyorum, çok kötü bir hal. İç kulakta bi ton şey tespit edildi, ilaçlar içildi. Derken ben bunların hepsini unuttum, yeni iyileştim demedim, dalışa gittim. Dalış okulu falan da değil, Bodrum’dan açılan teknelerle keşif dalışı yapmaya. Öyle hazırlıksız, paldır küldür bir dalış işte. Ben ki sağlığıma dikkat etmeyi kendime görev edinmişim, artık cesaretimi sergilemeye mi çalışıyorum yoksa sevgimi mi gösteriyorum peşinden daldığım birine, orası meçhul. Giyindik kuşandık dalış elbisemizi. Ardından kurbağa gibi göründüğümü bildiğim gözlükleri ve en sevmediğim aksesuar olan şnorkeli taktım. En son o kocaman dalış tüpünü de geçirdik sırtımıza,…

  • Cosmoturk'ten,  Hayata Dair

    Baş Dönmesi

    Bu yazıyı baş dönmesine adıyorum. Kırmızı üstüne beyaz harflerle yazılı, gazoz görünümlü, limon aromalı içkim bu yaz akşamüstüne damgasını vurdu. Kusura bakma sevgili okur, bu yazıda ne en çok sevdiğim adamlardan, ne en çok üzen adamlardan, ne en çok kızdığım adamlardan ne de yüzeysellikte sınır tanımayan hemcinslerimden bahsetmeyeceğim. Bu yazıda gittiğim yerleri, gördüğüm şehirleri, kaleleri, köprüleri, yüzdüğüm denizleri, savrulduğum dalgaları, topladığım çakıl taşlarını, kaldığım adaları, oturduğum meydanları, çektiğim fotoğrafları, unuttuğum yalanları, affetmediğim hataları bulamayacaksın. Bu yazıya mahsus, kapattım tüm kapıları. Hiçbir sırrım ele veremeyecek beni; düşündüklerimi, hissettiklerimi… Hissetmekten soğutan şarlatanlıklar mı dersin, konuşmaktan yoran soytarılar mı… Egosu yüksek benciller mi, çaresiz bedbaht mıymıy’lar mı… Bu yazıda ne tanıdığım ne yaşadığım…

error: Content is protected !!