Cosmoturk'ten, Hayata Dair

Günde En Az 8 Saatimizin Yaşam Alanı

Saat 08:00. Bayanlar tuvaleti. Renkli makyaj çantaları dizilmiş, iki bayan heyecanla fondötenlerini sürüyor, kapatmak için kusurları… Saat 08:05. Mutfak boş. Saat 10:16. Bayanlar tuvaleti. Bu sefer başka iki bayan var. Aynaların müdavimleri. Rujlar ve hacim veren maskaralar. Saat 10:16. Mutfakta bir bey kahve alıyor. Gazete haberleri okunmuş, poçalar yenmiş. Saat 11:55. Bayanlar tuvaleti. Ruj ve… Read More Günde En Az 8 Saatimizin Yaşam Alanı

Share
Cosmoturk'ten, Hayata Dair

Böcek Isırığı

Her yaz gibi bu yaz da bacağımı sinek ısırdı, kaşındı, kızardı falan. Normal bir tatil anısı olabilirdi. Derken iki gün geçti, sabah kalktığımda ensemde oldukça şiş bir yumru vardı. Arkama saklandığı için göremedim haliyle; ama epey acıyordu. Örümcek ısırığı mı yoksa sivrisinek mi başka bir böcek mi derken gün boyu ikisine de kolonya sıkarak geçti… Read More Böcek Isırığı

Share
Cosmoturk'ten, Gönül İşleri

New York’ta Dört Kadın

New York’un orta yerinde dört kadın. Görüşmeyeli bir kaç ay ve hatta birkaç sene olmuşken bu büyük buluşmayı ayarlamış olmalarına bile şaşırıyorlar. En tanıdık restoranlardan birindeler bir Cuma akşamı, iş çıkışı. Hepsi de farklı ofislerden, patronlarından farklı saatlerde kurtulabilerek, farklı güzergâhlardan geldiler. Metro, taksi, hatta yürüyerek. Ellerinde laptop çantaları ve büyük iş çantaları. Akıllarında bin… Read More New York’ta Dört Kadın

Share
Cosmoturk'ten, Hayata Dair

Yağmur Kara Dönerken

İstanbul, bezgin, yağmura teslim bu sabah. Yataktan kalkmak çok zor, hele de günlerden Pazartesiyse. Yağmurluklar giyilmiş, arabalar birbirine girmiş, insanlar oradan oraya koşuşturuyor. Bazen laboratuar fareleri gibi labirentler içinde kaybolduğunuzu ve bir parça peynirin etrafında deli gibi dolandığınızı görüyor musunuz siz de? O bir parça peynir, kimi için ekmek parası, kariyer diyeti, kimi için diploma… Read More Yağmur Kara Dönerken

Share
Cosmoturk'ten, Hayata Dair

İki-bin-dokuz

Puslu bir gün ortası, Beşiktaş motoruna yetişme telaşıyla koşturuyorum yine. Bazen kendime soruyorum, neden her yere koşturmak zorundayım, neden hep bir telaş, alelacele işlerim… Tatile çıkarken bile ağır ağır, günler öncesinden bavul hazırlayamıyorum; hep son saatlerde bavula tıkıştırılan birkaç parça eşya. Hayatı ağırdan alan insanlara imreniyorum çoğu zaman; ama normal yürüyüş tempom bile bu kadar… Read More İki-bin-dokuz

Share