Cosmoturk'ten, Seyahat

Pastoral mutluluk

Vişne çiçek açmış. Zakkumlardaysa henüz ses yok. Otlar bürümüş ön bahçeyi, güller durgun henüz; ama yaralı çam büyümekte. Borazan çiçeği çiçeksiz ve başıboş kalmış; söktüğümüz sarmaşıksa tekrar uzamış. Bahçede kahvaltı etmenin tadına doyum olmaz. Yüzüme vuran güneşe inat, birkaç saat fazladan yaşadığım uyku masalından yeni kalkmış, masaya az önce oturmuşken, boynumdan kollarıma ve kemiklerime işleyen… Read More Pastoral mutluluk

Share
Cosmoturk'ten, Hayata Dair

Gözde çıkar dostlarına

Ne olursa olsun, dobralığı seviyorum. Bu ne kabalık demek, ne bencillik, ne de vurdumduymazlık. Dürüstçe konuşmak demek bu. Ne başkalarını ezerek ve küçümseyerek, ne kendini boş yere yücelterek, ne kendinden ödün vererek, ne de kimseye yaranmaya çalışarak… Dobralığı seviyorum. İçinden geleni açık ve yüreklice söylemeyi. Yürekli olmadıktan sonra nasıl bir hayat sürer insan… Korkuyla mı… Read More Gözde çıkar dostlarına

Share
Cosmoturk'ten, Şehr-i İstanbul

Tiyatro Gişesindeki Görevli

Tiyatroya gitmeyi severim. Fuayede arkadaşları beklemeyi, oyunun broşürüne göz atıp oyun panosuna asılı afişlere ve fotoğraflara bakmayı, oyuncuları bir yerlerden tanımayı, salona geçip koltuğuma yerleşerek oyunun başlamasını beklemeyi, oyunun sonunda ayağa kalkıp her oyuncunun gözlerinin içine bakarak (bazen yaşlı gözlerle de olsa) gülümseyerek alkışlamayı… Tiyatro izlemeyi çok severim. Oyuncuların mimikleri, ses tonları, vurguları, sahnede duruşları,… Read More Tiyatro Gişesindeki Görevli

Share
Cosmoturk'ten, Gönül İşleri

Dere Boyunda

En güzel günümüzü henüz yaşamadık. Bulutları ve yağmuru doya doya kucaklamadık daha. Yerçekimini yenmedik. En güzel güneş henüz doğmadı, en parlak yıldızları tutmadık. Yine de bir rüya gibi yaşadık, bir rüya gibi var ettik birbirimizi. En güzel anlar her andı. En güzel sözler gündelik sözler. Aradığımızı bulmak ve unuttuğumuzu hatırlamaktı.  Sadece elini tutarak ve sana… Read More Dere Boyunda

Share
Cosmoturk'ten, Hayata Dair

Yüzyıllık Yalnızlık

Gabriel Garcia Marquez’in “Yüzyıllık Yalnızlık” romanına ısınmam zaman aldı. İlk başlarda, sayfaları ardı ardına deviremedim bir türlü; ama hiç beklemediğim bir anda içine çekiverdi sözler ve nasıl olduğunu bilmeden bitiriverdim. Birkaç cümleyi not etmişim kenara. Onlardan birine denk geldim geçenlerde ve ister istemez bu satırları yazarken buldum kendimi. “Bu koşullar altında bile Aureliano ile Fernanda… Read More Yüzyıllık Yalnızlık

Share