Hayata Dair

Tatlar ve kokular, çayla kahve

Ev inzivasında 39.gün

Bazı günler tat alma duygumuz diğer günlere göre daha açık olabilir mi?

Bu sabah labne peynir sürüp çörek otu serptiğim Wasa daha bir lezzetli geldi nedense.

Ağzımın tadı yok, deriz ya, çok doğru. Bazı günler, başka sefer kendinden geçmene sebep olacak şey bile o kadar tat vermeyebiliyor. Ruh halimizle tat duyularımız da etkileniyor olabilir mi?

Beni mest eden tatlar ve kokular var. Enterasan bir şekilde, sürekli değişenler de, her zaman sevdiklerim de var aralarında.

Mesela kahve kokusunu oldum olası sevmişimdir. Bir yudum bile kahve içmediğim gençlik yıllarında, öğretmenler odasından okul koridorlarına yayılan filtre kahvenin kokusu örneğin. Belki de sadece benim hafızamdaki bir anıyı canlandırdığı için değil, ortam, insanlar, nasıl bir anlam verdiğim, hayal gücüm, hatta aromasının güzelliği vs de etkiliyor.

Tazecik bir çilek kokusu, güzel havaların habercisi,

Güneşe doymuş bir şeftali, yaz tatili,

Fırından yeni çıkmış ekmek kokusu, çıtır çıtır, tereyağı sürülesi,

Zencefilli kurabiye, soğuktan kaçıp evin sıcağına kavuşulan kış akşamları,

Tarçın ve karanfille demlenmiş bir bardak çay, buram buram özlem,

Dumanı tüten tarhana çorbası, anneannemin evi, sabah kahvaltısı,

Çikolatalı puding, tencerenin dibini sıyırdığım çocukluk günleri…

Evden çalıştığım bugünlerde ofiste gün boyu demlenen siyah çayın kokusunu bile özlediğimi fark ettim. (Halbuki siyah çayla tanışmam üniversite yıllarına dayanır. Çocukken Çernobil faciasından etkilenmiş, uzun süre içmemiştim.)

Kahve yapmak için metal kutuyu ne zaman açsam beni mest eden taze çekilmiş kahve kokusunu içime çekerek, Kadıköy’den Moda’ya çıkan sokakları, annemlere kahve aldığım dükkanı ve karşılıklı kahve içmenin güvenli sırdaşlığını hatırlıyorum.

Market alışverişi için bile evden çıkmadığım bugünlerde beni en çok mutlu eden taze demlenen çay kokusu ile henüz pişmemiş Türk kahvesi kokusu oldu. Uzun yıllar ne çay ne kahve içen biri için ilginç bir durum; ama bir yandan sosyalleşmenin parçası olduğu için de doğal sanırım.

Akşam yemeklerinden sonra “çay mı kahve mi” içerdik. Öğle yemeklerinden sonra da. Toplantının başında sorulurdu, toplantı uzun sürerse tazelenirdi. Bir oh çekmek istediğimizde, bir ah çektiğimizde içerdik. İçimiz ısınsın, uykumuz açılsın diye, görüşmek için bahane olsun, ikram olsun diye…

Bir demli çay ve Boğaz’da giden yolcu vapuru.

Bir sade kahve ve falımızda salgın sonrası gelecek düşleri.

Böyle işte… Bu sabah da düşünceler alıp götürdü beni.

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 10.0/10 (1 vote cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
Tatlar ve kokular, çayla kahve, 10.0 out of 10 based on 1 rating
Be Sociable, Share!
Share

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

error: Content is protected !!