Hastalık psikolojisi

Hastalık psikolojisi

Bir an geliyor, kabus gibi, sinirlerin bozuluyor artık bu burun tıkanıklı, geniz akıntılı, ağız içi aftlı, acılı, yanmalı, batmalı halden. Nefes almak ve yutkunmak bile zorken, burnundan nefes alamayınca geceleri dudakların kupkuru olup pul pul dökülürken, uyurken dilinin damağına yapışmasıyla hissettiğin acıyla defalarca uyanırken, en sevdiğin şey olan yemek yemekten mahrum kaldıkça hem açlıktan halsiz, hem de iyice keyifsiz ve huysuz bir hal alırken,  her gün daha kötü olduğunu gördükçe umutsuzluğun artarken… çok fena. Öyle böyle değil. Ne ki, ufacık bir rahatsızlık aslında; ama psikolojini bozacak kadar kötüsün…

Ertesi gün, gece 1,5 saatte bir değil de 2 saatte bir kalktın diye mutlu oluyorsun, acısa da yemek yemeğe alışıyorsun, burnun biraz akmaya başlıyor, karbonatlı su yapıyor, kalorifer peteklerine ıslak havlular koyuyorsun, buna da şükür diyebiliyorsun. Bununla da yaşıyorsun ya, şükür.

Bir sonraki gün, umut, insanı umut ayakta tutar ya, sen de işte Umut Umut diye diye tüm rutinlerini tekrarlıyor, ilaçlarını alıyor, her seferinde yine ağzının içine bakıp aftın azalıp azalmadığını kontrol ediyorsun. Her ne kadar azalma olmasa da, sanki düne göre de artmadı, değil mi? Bu bile iyi hissettiriyor.

Halbuki ne çok acıyı geride bırakmıştın. Yeni yıla dünden hazırdın, her yeri temizlemiş, pırıl pırıl bir güne başlar gibi, yeni yılı taptaze karşılayacaktın. Ama işte hastalandın minik kız. Mis gibi kokan yeni yıkanmış pijamaların hapşırmaktan terlemekten helak oldu. Yeni geçirdiğin nevresimler bir o yana bir bu yana dönmekten talan oldu. Nasıl başladı yeni yıl dersen; gargara, vitamin, bir hap, gargara, bir hap daha..

Böyle geçiyor gün… Şükür… Buna da şükrediyorsun.

VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0.0/10 (0 votes cast)
VN:F [1.9.22_1171]
Rating: 0 (from 0 votes)
Be Sociable, Share!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *